22 Eylül 2009 Salı

Beyaz Karanlik...Kitap


Fasist Özden Örnek genaralin sari kiz,ay isigi adli darbe planlarinin Nokta dergisinde yayinlanmasiyla beraber es güdümlü
olarak derin devlet 1950 yilinda Emperyalist ABD'nin Nato karargahlarinda kurulan ve Israil ile Hitler'in fasist subaylari tara-
findan teorik ve pratik,psikolojik,askeri egitim verilen Gladio yada Özel Harp Dairesi yakin Türkiye ve Küzey Kürdistan tari-
hinde 1960,1971,1980 sürecinde yükselen devrimci halk atiliminin panaromasini anlatiyor Sacit Özkanli romanin yazari 12
Eylül yenilgi sürecinde,partisine,yoldaslarina,halkina sirt cevirerek kendisini sorguluyor yazar bu sorgulama sürecinde var
digi nokta cürüme pismanlik ve mücadeleden ne ayrildiginin teorisini yapiyor yazar.Kitap önsözünde ortaya konulan Krono
lojik eylem hatti kizil-elmaci ergenekoncu silivricileri anlatiyor.1923 'te Mustafa Suphi ve yoldaslarini katlettikten sonra TKP
örgütünün nasil evrimleserek nasil düzenin daha dogrusu Kemalist diktatörlügün kuklasina dönüstügünü bu gün icin mücade
le etmek isteyenleri daha da net görebilirler.TKP'nin uluslararasi komünist ve komünist enternasyonali nasilda aldatttigini,
Kürt düsmani bir pozisyona sürüklendiklerini,kadrolarinin sosyal söven olduklarini,o dönemin sosyal sövenlerinin yetmeleri
bayragi teslim aldiklari net okumak gerekiyor.Beyaz Karanlik kitabi biyografi niteligi tasisada o gün darbe kosullarinda ön
sayfaya da not düsmüs yazar bir birini izleyen üc ask hikayesini betimliyor aslinda.12 Eylül askeri fasist darbesinde yurt
disina cikan tüm dönemin kadro ve partilerin temel espisi yenildiler demek daha da ne olur,dersler ve sonuclar cikartma
bakimindan yenilginin muhasebesini yapmakti ne hikmetse bu yolu tek bir kac devrimci örgüt bugün partiler astilar kismen
Iste Sacit Özkanli da bu devrimci kadrolardan biri yurtdisinda yaptiklari gibi kendi biyografilerini yazmak oldu,bir bakin
gecmiste devrimci hareket icinde olan onlarca kadro simdi ihanetleri oynuyorlar.Yurt disinda yazilan tüm roman,edebiyat vb
hepsinde yenilgi ruhu var.12 Eylül de yenilenleri emperyalist-kapitalistler ruhlarini teslim almislar.Iste 12 Eylül sürecinin
bu kadrolari Arif,Hikmet,Semra,Zeynel ve Kitabin yazari da dail bu tortular

Bu kitabin en önemli özelligi 12 Eylül fasist darbesinin yaratmis oldugu tramvayi,yenilgiyi,ihaneti,güvensizligi,cözülenlerin
hala ortalikta cirit attigini görebilmek bakimindan okumakta yarar var.Mamak,Amed,Metris,Davutpasa,Selimiye görebilmek
icin Beyaz Karanlik..sosyal yayinlari..Sacit Özkanli


berdan Ildan...Madrid cezaevi..Valdemoro.3 Agustos 20009

21 Eylül 2009 Pazartesi

Yeryüzü askin yüzü oluncaya dek XXI


Sokak siirleri Sokaklar yasamin vucutta ki kan damarlaridir,kalabalik hali, öglen ayri,gece ise hep karanliktir,bazen sorguda bulunulan izbe bir bodrum dibi. Hep o karanliklari aydinlatan bir siir vardir mutlak zulamizda Ama o sokak ve caddeleri randevularda ki yoldasca bulusmalar aydinlatir,ister gece olsun,isterse karafatma gibi kapkaranlik O randevularda bulusanlar karanlikta isik sacan ates gecitleri gibi hep umud dagitirlar. Randevular özgürlügün bilinmeyen adresleridir,yeter ki dogru okuyalim söyle ki Bu randevulari tel örgüler ardindaki cocuklar gibi göre bilme tüm mesele Ömrü haps edilen üc mum gibi,dizelerim simdi asirlardir yol eyledi. Yasamin sah damarin nabzi atar kizil fularli ve pusili cocuklarin gözbebeklerinde Asi bir ceylandir simdi daglar da,simdi kardeslik zamani diyen,üc filinta patlamaya gece su siirler gibi. Sokak siirleri randevu siirleri karanliga isik damlalari sonra can yoldas elinde bir demet kir cicegi bulusma ani aylardan kizil renkli ay hemde sekizi *** Randevu konusmalari o zulada ki sözler bilinmedik cicekler gibi kaybolan cocuklara dair masmavi bir düs sokaginin dizeleri yanliz onlara ait bahceler ve nasirli eller *** Kaybolan cocuklara ey aileleri kaybedilmis kizlar simdi ömrünüzü yakomozlara sürme zamani artik plaza de mayo anneleri sesleri cumartesi anneleriyle bulusuyor bu kizil fularli bu beyaz tülbentli cocuklari kaybedilen annelerin tililisi gülü ektiler randevu yerine o gün .

Baharin manifestosu Yine bahara kesti newroz cicekleri.Toprak catliyor, cemre uyandiriyor icimizde ki cocukca gülüsleri. Doga büyük sancilar cekiyor bombalarla,kisin acimasiligina ragmen.Adar`e ayi bütün bu dogum sancilarini yasarken adeta bizlerde onunla birlikte ayni sancilari yasiyoruz. Ve günes yüzünü heserbaba`dan bütün cekiciligi ile yol gösteriyor. Gözyaslarini döküp topraga düslerde hep türkü söyleyen cocuklar rüzgar gülüslerini tasiyor barana cocuklar omuz omuza bir anne gibi direncli yasamak ve onlar gibi tilili cekmek hemde göz yassiz orada cocuklar var yazi yazan kalemlerine sansür konulan bir tek kursunla vurulan umut olup aciyor ozan o toprakta ki cicek kardesce filizlenmenin özgünlügü ah kundagi anne sol yaninda güldenler emzirir kipkizil cocuklari günesi kadar sicak günes kadar güzel günes kadar bereketli günes kadar güzel haberler aliyoruz....


berdan ildan

19 Eylül 2009 Cumartesi

Devlet ve Devrim....Kitap


Yasamızda
Akvaryumlu meyhanelerde
Zümrüt yeşili gözlerine
Türkü yakmak yok
Biz çoktan erittik
Yüreklerimizin çelik potasında
Sütün bacaklı kızların
Gözbebeklerini
Yasamızda
Kilit vurulmuş
Yasak kapıları
Kırmak yok
Açmak var
Suları
Gürül gürül
Akıtmak var
Ve tüm insanları
İnsanca yaşatmak var.
Devlet ve devrim dünya devrim hareketinin dinamo eserlerinden biridir ve bütün devlet sorunlarina sosyalizm öncesi
devlet tahlillerinide,devrimcilerin devlet karsisinda ki rolu,proletarya diktatörlülü,devletin ortadan kalkmasi Bukaninci
anarsistlerin,reformcu demokratik cumhuriyetcilerin,fasist devletlerin niteligini anlamamizi saglar.Tabiki devletin kökeni
de kavramamiz gerekiyor,sahte Kürt acilimindan bahs edildigi su günlerde fasist sömürgeci Türk rejimini anlamamiz icin
okunmasi gereken bir kitaptirda Devlet ve devrim.Devletin niteligi sorunu burjuvazinin cokca cesitli acilimlardan bahs
ettigi"Kürt,Ermeni,Alevi vb! fasist Fettullah Gülenci Ampulculerin yayginlastirgi tanima göre toplumun üzerinde yer alan
bu ulema sürpüntülerin karsisinda adil,bütün bicimleriyle toplumsal yasami düzenleyen ve onsuz kapilamayacagini söyle
yen sükürcü bir devlet.Iste ulemaci din bezirganlarinin ilahi kudret ve egemenliginin siyasal bicimidir devlet.Devletin niteligi
ni belirleyen ümmetci bir toplum yaratmak icin yarattiklari beslemelerinde niteligide budur.Bu durum biz ezilenlerin devlet
sorunu karsisinda ki bakis acimizida teoriklestirmeliyiz.Kapitalizmin merkezi ulusal devletler,emperyalizm dönemi ile tekelci
sermaye gruplariyla,fasist devlet haline nasil evrimlestiklerini böylelikle ümmetci sükürcü bir emekci yiginina nasil dönüstür
düklerinide ögrenebiliriz bu kitapta.Cok önemli olan bir veride pis kirli savasin Türk emekci yiginlarin nasil olagan üstü yoksul
lastiklarini,issiz kaldiklarini,irkcilastirildiklarinida iyi kavramamizi saglar bu kitap.Avrupa Birligi emperyalistlerinin sosyal
adalet,gericilesen uluslararasi sosyal demokratlarin nasilda fasist devletin borozanlgini yaptigini kavrariz bu kitapta.Devrim
karsitlarinin neden Kürt halki karsisinda gericilestiklerini,sosyal söven Kautsyk olduklarini neden baris istemediklerinide
ögrenmemizi saglar.Devlet ve Devrim kitabi yedi bölümdür özetle

*Devlet.toplumun gelismesinin uzlasmaz karsitlar dogurdugunun"ezen ve ezilen,sömüren ve sömürülenler"bir asamanin ürünü
dür.Nerede uzlasmaz karsitliklar varsa devlet orada var,eger devlet siniflarin uzlasmasi olsaydi devlet olmazdi,demek ki uzlasma
arayanlar ne ariyorlar sinif isbirligi.

*Devlet,toplumdan dogan ama onun üstünde yer alan ve siyasal erki elinde bulunduran ve topluma yabancilasan bir güctür,bu
güc ergenekonda,12 Mart,!2 Eylül fasist darbelerinde var,iyi cocuklardirda var,özel silahli birlikler,hapishaneler,iskence,baski,
öldürme,yakma,yikma araclaridir.Halkin özerk silahli örgütlenmeleri mesrudur bunlara karsi,iste halka kursun sikanlar özel sila
hli örgütlenmesinin adi Ergenekon örgütlenmesidir yani derin devlettir.

*Sömürü ve Zülme dayanan köleci,feodal ve burjuva ümmetci devlet tiplerinden devlet ezilen siniflarin sömürülmesinin aracidir.
Iste emekcilerin sirtindan kazanilan zamlar,vergilerle masraflari yoksullara ödetiyorlar.

*Proletaryanin zor yoluyla ümmetci devleti parcalayip yerine ezilenlerin dempokrasisini proletaryanin eline verip yoksullarin
adaletini hakim kilmak icin proletaryanin diktatörlügünü kurara.Üretim araclarinin üzerinde ki özel mülkiyete el koyar kimseye
imtiyaz tanimaz.


berdan ildan..madrid zindani 10 Temmuz 2009 Valdemoro

Diclenin Sirri...KItap.


Dinleyin!
Bu yıldızları böyle
her gece
niçin yakarlar ?
Herhalde birisine gerekli diye?
Herhalde yanmalarını isteyen birisi var?
Ve herhalde birisi
bu balgam parçalarını
inci diye sayıklar?
Ve zorlayıp
bir öğle vakti kalkan toz borasını
Tanrı katına varır
geç kalmak korkusu yüreğinde
yalvarır
"Zincirlerimizi götürürüz gittigimiz yere kendimizle birlikte,tam bir özgürlük degildir kavustugumuz,döner döner bakariz geride
biraktigimiza,onunla dolu kalir düslerimiz demis Mayakovsinin siiri ardindan Montaigne..
Onlar düsleri.mücadeleleri,umutlari,sevincleri,acilari ve en önemlisi ise devrimci duruslariyla bize hep direngenligi,
onurlu yasamayi,kollektif düsünmeyi asiladilar benim icin en önemlisi okuma bilincini asiladilar bize.Bazen yazi yaza
rak,bazen isyerinde,bazen iskencede,bazen zindan da,bazen idama yürürken,bazen barikat baslarinda,bazen newroz
la omuz omuza bir ciyaye gabarda,bazen illegal bir randevuda ve eylemde yüreklerimize molotoflayarak bize okumayi
asiladilar iste Hatice Akdogan'in ceylan yayinlarindan cikan ve Madrid zindaninda okudugum Diclenin Sirri ile bize Eylül
karanlik günlerinde o günkü kahramanlari anlatiyor.Diclenin o günkü yasami,özlemleri,ruhi sekillenisi,devrimci gelenegin
katisiksiz direncligi,sevgiyi,aski,ihaneti anlatir kitap.Aclik.yoksulluk ve ötekilestirme,sigortasizlik,issizlik ve evsizlik.Hava
sisli bulanik 1 Mayis mahallesinde ve bize isminden kesitler sunar mucadele tarihinde.12 Eylül karabasan gibi devrimci
hareketi ezdigi,ezilen halklari yasamindan bezdirdigi,aramalarin,ev baskinlarinin,infazlarin,gözaltinda kaybedilmelerin
olaganlastigi,devrimcilerin afislerle arandigi günlerin tanigindan gercek bir kesit Diclenin sirri.Ama Eylülün ezemedigi
isimsiz kahramanlarda var yazilmayan,iste bu kitap o kahramanlari anlatiyor sadece,direnen,ama yenilmeyenlerin gercek
hikayesi Diclenin sirri ve fedakarligi.12 Eylül darbesi devrim ve soyalizm mucadelesini fasist ergenekoncularla ezmis,devrim
ciler idam ediliyor Erdal Eren gibi.Iste tamda bu sürecte Dicle ve kizi Nursel'in fedakarligini anlatiyor bu roman.
Rüzgâr, umutsuz, boşuna
dövünüp durdu insafsızca.
Karartarak damlayan kanı
ürpertip damların omurgasını.
Ve bir yalnızlık düşkünü yine
doğdu dulkalmış ay gecede.
Nurselin nasil devrimcilestigini basitcede ele almis yazar evet,sinifsal,ulusal,cinsel celiskilerin derinlestirememis yazar,toplumsal
yasamda devrimcilesmek bir insanlik görevidir diye söylememis yazar kitap Dicle ve kocasi Riza'nin iliskisine cikistirilmis.Bazi
bölümlerde barti,nesnellikten uzak ve basitte indirgenmis randevular,ihanet,dayak vs.Randevulari kücümsemis yada cok basit bir
seymis gibi ele almis Kizil Kaylarda ki ajanlastirmayi sanirsam yazar okumamis.Isbirlikci fasist siyasal iktidar devrimcileri yok
etmek icin her türlü yöntemi biliyor ve deniyorda Iste bundan ders cikartmak gerekiyorsa düsman bilgilerinden iyi yararlanmak
gerekiyor okumak,okumak ve okumak.
"Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.
Şiir de ne?
Boş iş.
Çalışmak, harcınız değil demek ki..."
Doğrusu
bizler için de
en yüce değerdir çalışmak.
Ve kendimi
bir fabrika saymaktayım ben de.
Ve eğer
bacam yoksa
İşim daha zor demektir bu.
Bilirim



berdan ildan....Valdemoro zindani madrid..2 Temmuz 20009

18 Eylül 2009 Cuma

Direnme Savasi....


Yağmura susamış sabahlarda çoğalır,
Törenlerde dikilirdik burçlarınıza
Türküler söylerdik hep aynı telden,
Hep aynı sesten, aynı yürekten
"Direnme Savasi"1956-1964 yillarinda Vietnam'daki Saygon zindanlarinda Sömürgeci ABD emperyalistlerine karsi devrimcilerin ve Vietnam halkinin
yerli isbirlikci karsi verdikleri esitsit kosullarda ellerinde sadece iradeleri ile mücadele edenlerin direngenligini anlatiyor bu roman.F-tipi zindan mücadelesinde ki bu devrimci siyasal direnis geleneginin ve kararligi bakimindan oldukca sorgulayici ve büyüleyici bir belge niteligindedir.Bu Guanmtamo zindanlarinin nasil bir öncekini asarak yüksek güvenlikli ölüm kamplarina dönüstürdüklerini hep okuyarak,hemde ülkemizde ki Diyarbekir,Mamak,Metris,Sagmalcilar gibi tarihsel zindan muharabelerinin nasil gerceklestigini bu irade savasimindan nasil kazanimla ciktiklarini da
görüyoruz.
O sevda ki bizde bir murattır,
Yılgınlığa karşı direnci söyler
Hep aşkla temizler yüreklerimizi,
Dudaklarımızda kirlenmez türküler
Direnme savasinin kahramani Nguyen Due Thuan 1956 yilinda isbirlikci Saygon polisi tarafindan tutuklanir.Cok agir iskencelerden gecirilir.Ilk önce P
42 olarak tasfir edilen bir gizli karargahta CIA sorgu merkezinde sorgu bölümünde sorgulanir"Gerilla Bilanco cikariyor adli kitapta ABD'nin gezginci sorgu merkezlerini de okuyabilirsiniz,havada,karada,her yer iskence merkezlerine dönüstürülmüstür,CIA ucaklarin dünyada havada iskence yaptiklarini ücüncü sutun haberlerinde okumusunuzdur"Thuan daha sonra Gia Dinh cezaevinde,oradan da ölüm zindani olarak bilinen iskence merkezi Poula-Condor Hindicini'ye götürülür.CIA sorgulama merkezlerinde envayi iskence bicimleri icin denemeler yapilir.
Ey aç bebelerin, dirençli çocukları
Ey bir sesin yankısında kalanlar
Ey terini toprağa katan ustalar
Ey bağrımıza bastığımız deli sevda
Thuan daha cok yasayan ve anlatandir.Thuan yoldas devrim ve sosyalizmin bir neferi olarak Parti'sini en üs bicimde savunur iskencede,zindan ve aclik grevlerinde.Burada kendisini anlatmaz o direniste Partisiyle,isbirlikcilerin,iskencecilerin,emperyalist sömürgecilerle carpismasini bize sunar.
Poulo-Condor sorgulama ve iskence merkezi en vahsi,en barbarca en önemlisi Aslan Kafesleri ile ün yapan bir iskence merkezidir.Bu merkezde devrimci politik tutsaklarin nasil sistamatik olarak yok edildiklerini,ihma politikalarini CIA danismanlarinca,Hitler artiklarinca yönetilen Saygon Zindanlarinda ki baski,zülüm ve iskence hakkinda bizi aydinlatir bu roman.
Siz ki anlardınız o aşkın dilinden
Uzakta olsa bir umut adına
Siz ki bilirdiniz coşkuyla sevmesini
Gelecek uğruna ölürcesine
Poulo-Condor zindanlarinda binlerce devrimci ihma edilir.Devrimcileri ac,susuz birakarak tüm yasamsal insani istemlerinden mahrum birakilirlar.
Diyarbekir'de ki gibi her gün iskencenin yeni yöntemleriyle ölüme terk edilirler devrimciler.Bu yöntemler devrimcileri yildirmak,fasifize etmek tipki
Mamak zindanlarinda ki gibidir.Bu adaya getirilen politik tutsaklar pismanlik göstermeleri icin"itirafcilastirma" baski ve iskence uygulanir.
Iskencenin,ac brakmanin,tehditlerin kar etmedigini anlayan isbirlikciler ve emperyalist iskenceciler tutsaklara psikolojik savas taktikleri uygulamaya baslar"ailelerine geri dönme,özgürlüklerine kavusma" gibi yalanlarla onlara teslimiyeti dayatirlar,bütün bunlara karsi direnis gösteren devrimciler birinci hapisaneye,pismanlik gösterenler ise ikinci,ücüncü,dördüncü hapisanelere gönderilirler,burada ki esas amac birlikte
direnisi engellemeye dönüktür.Birinci hapisaneye gönderilen tutsaklara her sey ama her sey yasaklanir.Ölümler hizla yayilir,bulasici hastalik kol
gezer,en ufak bir hastalik ölümle sonuclanir.Bundan dolayi her gün bir iki devrimci ölür.En cok görülen hastalik ihsal,verem,deri dökülmeleri,
dis etleri cürümeleri,kan degerlerin düsmesi ve pitilasmasi.Iste Saygonda ki Poula-Condor'da bu hastaliklara yakalandin mi öldün demek.Iste bu
kosullarda direnmek yasamaktir diyerek direnme savasini veriyorlar.Kızgın bir demiri dövercesine
Ve tarihin en güzel yapraklarını
Güneşin parmağıyla çevirircesine
Siz bilirdiniz sevmesini

Zora direnirken yüreklerde söylenen,
O büyülü şarkılar sustu bilinsin
Ve hatta demiri çürüten bilekler,
Mühürlendi gün ve güneş denilsin
Romanda eger havalandirmaya cikan tutuklular varsa doganin yesilliklerin saldiriyorlar,yiyiyorlar.Yagmur yagdigi zaman duvarlara sinen nemini
yaliyorlar iste kapitalizmin zindan vahseti bu.Ve yahut ABD'nin bilenen yüzü,öldüren yüzü.Thuan yoldas ilk yakalandigindan beri direnisi bilinclice
sürdürüyor,Vietnam ve ezilen halklara bagli,partisine ve yoldaslarina sevdali bir devrimci Thuan yoldas.Yakalandigindan beri hep inancini ,yoldaslarini,partisini göklere cikartir direngenligiyle.Yoldaslarin hepsi Vietnam direnisinde cogu sehir düsmüstür,onlardan aldigi bayragi daha da
yükseltmek icin öfkesini kusanir,asla teslim olmayacagim,halkima,partime yoldaslarima,aile söz veriyorum ki asla teslim olmayacagim,devrim ve
sosyalizm davasina leke sürdürmeyecegim der .Aslan Kafeslerinde direnisini daha da üst boyuta tasir.Her gecen gün cözülenler,kandirilanlar,
pismanlik gösterenler,psikolojik olarak teslim alinanlar,kararsizliklar gösterenler de vardir.Birinci hapisanede ki direnis ikincisine sicrar,pismanlik
gösterenler,aldatilan tutsaklar bir zaman sonra görürler ki kandiriliyorlar ve direnlerin saflarina gecerler,onlara destek sunarlar.Birinci hapisanede
ki direnis dalga dalga,dilden dile dolasir,sayginlik kazanir her kesimden.Her gecen gün yeni mevziler kazanirlar,yeni mücadele perspektifleri gelistirirler,düsmanin koydugu yasalari islemez hale getirirler.Siz de bilirsiniz o kır çiçeklerini,
Özgürlük renginde sevgiyle açarlar
Hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın,
Düştükleri yerde yeniden çoğalırlar
Ve direnme savasi fasizmin en güclü oldugu zindanlarda bile onlara diz cöktürüler."Kaplan Kafesleri"devrimci tutsaklarin ihtiyaclari karsilanmaz,
dar ölüm kafeslerinde ölüme terk edilirler,direnis kirmak icin.yemek,su,tuvale götürmeme,yavas yavas ölmeleri icin zehirli pirinc köftesi veririler,yemek verilmediginde yediklerini,diski olarak cikartilar ve devrimci tutsaklar onlari diskilar icinde aykiliyarak tekrar yiyiyorlar,tüm bunlara
ragmen tutsaklar bu özgürlük savasimindan asla geri adim atmiyorlar,devrimci degerleri,siyasi kimliklerini korumak icin onurluca direniyorlar tüm
dünyada oldugu gibi.Poulo-Condor bu dönemde binler tutsak aslan kafeslerinde katledilir.1964 yilina girildiginde"aslan kafeslerinde dört devrimci
vardir"Diger direnenler öldürülmüstür,sehit düsmüslerdir.Iste Vietnam direnisinin bas egmeyen bu tutsak dört devrimci Hosimi devrimi yükseltince serbest kalirlar ve disarida tekrar Yankilere ve isbirlikcilere karsi sicak mücadeleye katilirlar sair Adnan Yücel yoldas son dizelerinde ki
gibi,bu direnenmenin mesrululugunun ,sorguda,iskencede,zindan da,sinif mücadelesinin her alaninda halkina,davasina,yoldaslarina,partisine bagligin romanidir.
Sabrın çiçeklerini açtığı yerden,
Asla kapanmaz yaşanan defter
Çünkü tarihin en güzel yerinde,
Son sözünü hep direnenler söyler



berdan ildan...Madrid zindani

16 Eylül 2009 Çarşamba

Iste O sevdadir ki ISIKCA


Yüzünü biriktiriyorum şimdi
çünkü ben, bir ardıç kuşu gibi
kendi ölümüyle beslenen
güncesi ayrılıklarla dolu
ve teni her yaz
ayrı güneşlerde yanan bir çocuğum.

Ne kadar alışkınım bilsen
yazılmayacak mektuplar için adresler alıp-vermeye
yılların yorgunluğuyla sararan
silik, umarsız, gizini saklı tutan
ve bir daha yaşanmayan resimlere.

Yüzünü biriktiriyorum. Çünkü yüzün
bir sevda tohumu şimdi.

Eylül'ün direngenligini tasiyor genc kizlar,bedenlerinde genc isciler,sikili yumruklarla.Eylül gülüslü.eylül direnisli ve
10 Eylülcüler yeni bir süreci örgütlüyorlar ates altinda dise dis.Yasadigi sevgilerin,asklarin en koyusunu yasiyordu o
zinda'da,halkini düsünerek her an,sair eluard demis ya;Devrim ve sosyaliz bir halkin dna'sidir,halkin Berdan savas-
cilari bu tarihsel dönemlerde hep bedel ödemislerdir,türkülerde,siirlerde,fabrikada,evde,okulda,ciyada,agittta,en
önemlisi sohbetlerimizde Eylül gülüslü direngenlikleri var hep,yasama karsi göz bebeklerimizde onlar var.
Benimki olmayan bilgeliğin adına seviyorum seni
Sağlık adına
Yalnız kuruntu olan her şeye karşı seviyorum seni
Zorla tutmadığım bu ölümsüz yürek adına
Sen kuşku sanıyorsun kendini oysa akılsın
Sen başımda yükselen güneşsin
Güvendiğim zaman kendime.
Iste o sevdadir ki Berdan'in gök gürlemesi gibi slogan attiran Madrid zindanlarinda
Iste o sevdadir ki susma hakkini her kosulda ve sart altinda kullanan
Iste o sevdadir ki düsmanlarimiza ve isbirlikcilere,fesatlara diz cöktüren
Iste o sevdadir ki Eylül'de parti bayragini daha da kizillastiran
Iste o sevdadir ki sariya,kirmiziya,yesile kesen
Iste o sevdadir ki adil,onurlu baris icin dicleye tülbent ucuran
Iste o sevdadir ki ilmik ilmik dayanisma icin imza atan

Iste 10 Eylül'de düsman karargahlarinda can telasina düsmeden bedenini acliga yatiran.iste o sevdadir ki sizlerin
imzalari,dayanismaniz icin seferber oldunuz omuz omuza.Iste o sevdadir ki simdi özgür olan.Iste o kizil güldür
her daim düsman gözlerin gözlerini kör eden.Iste o sevdadir ki Madrid ve Türkiye zindanlarinda ki Zerelere azadi
arayan.Iste o sevdadir ki Yüzünü biriktiriyorum şimdi
çünkü ben, bir ardıç kuşu gibi
kendi ölümüyle beslenen
güncesi ayrılıklarla dolu
ve teni her yaz
ayrı güneşlerde yanan bir çocuğum.

Ne kadar alışkınım bilsen
yazılmayacak mektuplar için adresler alıp-vermeye
yılların yorgunluğuyla sararan
silik, umarsız, gizini saklı tutan
ve bir daha yaşanmayan resimlere.

Yüzünü biriktiriyorum. Çünkü yüzün
bir sevda tohumu şimdi.

Geçerken ürpertilerle karanlıklar içinden
tutsak ve ağzımıza sığmayan dillerimizle
geçerken gecenin pususunda bir ırmaktan
bütün özlemleri tadan, bütün romanlarda
yeniden dünyaya gelen o çocuk
ağlıyor arkamdan
beni bırakma... Bırakma beni...

Kaç kişinin gücü yetmiştir
yasaklanmış bir aşkı savunmaya...

Yüzünü biriktiriyorum şimdi.
Soyları kocalarının adında eriyen
göçmen kadınlar gibi, hüzünlü ve sesim titreyerek
ne kadar alışkınım bilsen
bütün kanamalara... gülümseyerek.

Bir ardıç kuşuyum ben
toprağa düşeceğim bir gün
içimde çimlenen tohum çatlatıp yüreğimi
ağaca dönsün ve yüzyıl yaşasın diye
hiç ardıma bakmadan öleceğim.

Yüzünü biriktiriyorum şimdi.


berdan ildan...madrid 20009

14 Eylül 2009 Pazartesi

Zere....Siiir


İşkence dirençli sesi
Özgürlüğe sevdalı o kızlar
Hayır diyor, bilmem, söylemem
Ve direniyor ardılları gibi
Direnişi bayraklaştırıyorlar o kız gibi
Adını unutuyor


Ben sosyalist adım direniş benim
Dışarıda işçi
Okulda öğrenci
Kürdistan’da gerilla
Nasırlı elde çiçek
Hücrede direnişçiyim
Zindan da özgürdür adim
Gece çöküyor hücreye
Açlığa kesiyor beden
Yüzünde oluk oluk akan kan
Çıplak beden askıda
Dilinde direniş şiirleri

Hey uğruna dara çekildiğimiz dünya
Ben seni asi ceylanlar gibi seviyorum
Ve özgür ülkem için sevdalandım ben Munzur’a
Devrime,sosyalizme
Bizim lügatimizde açlık yok, savaşta, sefalette ama
Direngenlik var içimizdeki yeni insana
Kardeşçe, onurluca bir barış azadi
Karafatmalar yine geldiler hücreme
Alnımda onur
Ayaklarım çıplak üryan
Umudu dimdik ayakta tutuyordu o
Alıp götürdüler
Çarmıha son kez astılar
Akımlar düzenlediler beynine
Bilmiyordu, söylemiyordu
Ve bayıldı

Annesini gördü rüyasında
Onurluydu
Kızına sarıldı
Nazlı yanaklarına öpücük kondurdu
Kokladı
Kucakladı
Gözyaşı akıtmadan
Eline kına yaktı
Hoşça kalın analar, yoldaşlar, partim, halkım
Ülkem rojbas
Ve bağladılar gözlerini
Çırılçıplaktı
Adını bilmediğimiz o kız
Neden, niçin direniyordu Dehak’lara karşı
Neden, niçin söylemiyordu adını!
Soluk aldı
Son kez gözelere baktı
Dışa dışa serhıldan azadiya Kürdistan dedi
Usulca Beritandaki ceylan gibi süzüldü
Direniş çiçeğimiz
Güle güle yoldaş güle zere

Ve artık F-tipi hücrede zere
Özgürleşmek için bilinçlice o yerde
Özgür bir ırmağa akar gibi
Akacağız nasirli ellerine
Bir yakamoz gibi
Bir Mahir
Bir Deniz
Bir İbrahim
Bir ışık gibi
Sarı, siyah, beyaz, ablak, kıvırcık, öteki çocuklar gibi
Çocuklar büyüyecek Zere gibi ülkede özgürce



19 Mayıs 2009

Madrid Valdemoro zindanı

Berdan İldan