28 Kasım 2009 Cumartesi

Asiri dozda ask almak


Özgürlügüme kavusmadan önce son kez avluda voltalamaya basladim. Ve son kez didik didik ettim avluyu. Gözyaslarima hakim olamadim lanet olsun yine, dost eller sarmaladilar son kez yürekten yeralti nehirleri


Gizli bir tarihti yaşadıklarim,ne kadar unutmak, unutturmak isteselerde anılara yolculukları elimle kovsamda beynime akinlar düzenliyorlar. İnadina asırı dozda ask almak gibi yeralti nehirleri

Bilmeli herkes özgürlügüme kavusmadan önce son kez avluda voltalamaya basladim. Ve son kez didik didik ettim avluyu. Gözyaslarima hakim olamadim lanet olsun yine, dost eller sarmaladilar son kez yürekten, candan.

Yıllar sonrada olsa, özgür havayi iliklerime kadar cekmek ayri bir tat verdi bana. Semahta atese duran genc bir isci gibi. Demir kapilari bir bir asarak kendimi tel örgülerin disinda buldum, tedirgin ve ürkek bir güvercin gibiydim. Ne cok kirmislardi kanatlarimizi. Sonra anisamak istiyorsun kapatilmadan önce kafese neler neler yaptiklarini. Nasil olupta böyle düsünüyorum diye düsüncelerimle çatışık halindeyim.

İlk önümde duran münibüse bini verdim. Cebimde hic para yoktu, bindigim yerden olsa gerek söför arkadas parada istemedi benden, mealimi biliyordu sanki, yada ben öyle sezinledim. Son durakta indim. Oldum olası bu Eminönü hep gidip sahilde oturup balık ekmek ve soğan yemek isterdim ama cebimde param yoktu.

Gizli bir tarihti yaşadıklarim,ne kadar unutmak, unutturmak isteselerde anılara yolculukları elimle kovsamda beynime akinlar düzenliyorlar. İnadina asırı dozda ask almak gibi.

Bilmeli herkes yasama nasilda tutkuyla asik oldugumuzu,bir sevgilimizin elin tutar gibi,bir okkali öpücük kondurdum özgürlügüme.Anlatmaliydim yasadiklarimi, anlarımı yaşama ait aşklarimizi, emeği, paylaşmayı, birlikte düşler kurmayı.

Karer Baba bilmeliydi bu ask'i,göz yaslarini,notlarimi,mektuplarimi,ayriliklari ve ihanetleri. Susmamaliydi cümleler,özgürlüge dört nala kosmaliydi Aden,in özgür tay,lari gibi,basi dik ve fütursuz olmalıydı Aşırı dozda aşk almak.

Anlat dercesine cocukluk arkadaslarim geldi aklima birden"Nasil kirdilar kanatlarinizi" "Dost bildiklerimiz nasil yoldular kanatlarimizi,acilarimizda calarak"Anlatmaliydim,haykirmaliydim soysuzlara,ruhu satilmis rantcilara,belgelemeliydim.Kendini sehrin en islek caddesinde semaha dönerken asmayi,bazen sanalda ki nutuklarini, seyreden menfaatcileri.Belki de sizlerde benim düsündüklerimi düsünüyorsunuzdur belki.Tekrar düsün ve düsün bunlari bir bir. Ucamayacagimizi saniyorlardi,gerceklerin gözlerine,cümlelerin üzerine mil cekiyorlardi ve buna kilifta uyduruyorlardi..

Kanatlari kirilmis öz benliginden Peri suyundan merhem yaptik kendimize,birakmadik tarihin tozlu sayfalarina,emekcilerin mavi gökyüzüne özlemlerini dillendirdik,siir okuduk, türkü söyledik son nefesimize kadar ne cok öldük biz,ne cok öldük hala ölüyoruz. Görüyorlar ya simdi yanliz degiliz,yanliz degilsiniz.

Ya neden kanatlarimizi kirmislardi,su masmavi gökyüzüne bakarken hatirladim evet onlar iki yaren gibiydiler,genctiler,fütürsüzlerdi,karsilikli asiri dozda ask almislardi cünkü gücenmeyeceksiniz arkadaslarinizin evlerinde olmayislarina "kanatlarinda bir tüy bile birakmadilar kargalar,kalan son tüyün hesabi simdi samiyetsiz cümleler iklimler.

Bir birilerine asiri dozda ask almis iki kisilikli sevgi,iki cicek yani onlar,birakalim dostlugu cikarsiz hesapsiz, hesaplassinlar dostca.Biz söylemedik zor durumdan saflari terk eden kargalara mealimizi kargalar kondu o güzel düslere menfaatleri ve cikarlari icin.

Karer kayalik sokaklarinda taslarla birlikte oynasinlar,dostlarini ararken,kardesligi pekistirirken,elestirsinler acimasizca,benamus olmasinlar.Dilleri döndügünce diyalek yapsinlar.Yo ama sen daha üstüntün dersen ben burada bir cikar vardir ne dersiniz; Kimdi bu arkadasin, dostun, uğruna ölümleri göze aldigin, yarin avradin,

Sahi Kim dostun...Ve anlatım sustu,

27 Kasım 2009 Cuma

Nigar Azizmoradi'ye özgürlük


Ateizm, tanrı tanımazlık, bir tanrının varlığına inanmamaktır.Ateizm kelimesi Yunanca da "Tanrı" anlamına gelen "Theos"tan türemiştir. İnanç (teizm) karşıtı (ateizm) düşüncedir.Hiçbir şekilde ve koşulda tanrının olamayacağını savunan görüştür. Bu konu hakkında çesitli kanıtlar ileri sürülmüştür.

1)Kötülük Kanıtı:Tanrı olsaydı kötülükler olmazdı. Bu konuda D.Hume'un şu sözü oldukça ünlüdür:"Tanrı Kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor?O halde güçsüzdür.Gücü yetiyor da önlemiyor mu? O halde kötüdür"

2)Madde Kanıtı: Tüm varlıklar maddeden meydana gelmiştir.Madde olmayan bir şey de yoktur.

3)Toplum Kanıtı: Toplumsal düzeni sağlamak için insanların kendi kendine uydurduğu bir semboldür.

4)Psikolojik Kanıt: İnsanlar zorluklara karşı dayanma gereksinimini, özellikle ölüm karşısındaki çaresizliğini inançla giderir.

5)Varoluşçu Kanıt:İnsanın kendi özünü kendisinin oluşturuyor olması tanrının olmadığını gösterir.


6)Olgucu Kanıt: Tanrının varlığıyla ilgili önermeler kanıtlanamayacağı için,tanrı ile ilgili önermeler anlamsızdır.







Ateizme Göre;




1) Tanrı yoktur: "Tanrı", "Yaratıcı", "Allah", "Yaratan"... veya adına ne derseniz deyin; Tanrı inancı hayal ürünüdür ve Tanrı yoktur! Evreni yaratan bir tanrının var olabileceğine ihtimal vermek toplumlar arası huzursuzluk ve kargaşa sebebidir, kin ve düşmanlık anahtarıdır, insani "insan" olmaktan uzaklaştıran, ondan bir "robot", bir köle yapan kokuşmuş, karanlık bir dogmadır. Tanrı, en büyük batıl inançtır. İnsanlığın yarattığı en aptal hayali kahramandır.

2) Dinler gereksizdir: Olgun bir insan için hiçbir dini inanç gerekli değildir. İnsan kendi kendisinin tanrısıdır. Din, kişisel özgürlüğü hayatin her alanında yok etmeye yönelik bir silahtır. Dinsel dogmalar cahil halkın düşünsel hayatini yitip yok etmek ve ondan tam bir köle üretmekten başka bir ise yaramazlar. Bir dine bağlanmış kişiler; örümcekleşmiş beyinleriyle ve kafalarına yapışmış at gözlükleriyle daima kendi inançlarını hakli bulan, diğer tüm inançları "kaka" ilan eden birer sabit fikirlilik abideleridir.

3) Metafizik asılsızdır: Çoğu kez insanları etkilemek ve onların üzerinden para kazanmak yada bir topluluğun dikkatini çekmek adına ortaya atılan "fizikötesi" tecrübelerin tümü asilsizdir. Mucizevi, efsanevi, inanılmaz görünen bütün olayların arkasında bilimin mum ışığında parıldayan fizik kanunları ve olağan etkileşimler vardır. Evrenin hiçbir yerinde madde, kendi sınıfının fizik kanunları dışında "bilimselliğe zıt" bir eylemde bulunamaz. Doğa, ancak ve sadece "doğal" nedenlerle açıklanabilir. Gelmiş geçmiş tüm büyücü, falcı yada cinciler -üç türlü- yalancıdırlar: Ya etraflarındakileri kandırırlar, ya kendilerini kandırırlar, yada ikisini birden yaparlar...

4) Akıl esastır: Dini hurafelerin yerden yere vurdukları, her geçen gün "güvenmeyin, sizi zora götürür" dedikleri "akil", tam bir hazinedir. İnsan akli, "insan" olmanın verdiği en yüce değerdir. Kendi aklına şüphe ile yaklaşmak deliliktir. Hayatin her alanında tek mutlak başvuru kaynağı odur. Dini inançların kokuşmuş mitoslarına karşılık akil, insani bugünkü uygarlık ve teknoloji düzeyine getiren yegane değerdir. Muhakeme etmek ve aklini kullanmak yerine başkasının aklına güvenen bir kişiden insanlık adına hiçbir olumlu aktivite beklenemez; çünkü o bu haliyle doğadaki çoğu hayvandan daha değersiz, iğrenç bir asalaktır.

5) Bilim kaynaktır: Uygar, gelişmiş bir insanin tek kaynağı, tarafsız, mutlak ve sorgulayıcı, pozitif bilimdir. Hiç kimsenin tekeline ait olamayacak derecede büyük olan bilimin içyüzünde; merak eden ve araştıran birey bulunur. Bir dini dogmanın "günah" duvarları arasında sıkışıp kalmış hiçbir gerçek bilim adamı yoktur. Dinsel safsatanın bütün itirazlarına rağmen bilim, din ile ayni kulvarda olamayacak kadar özgürdür. Tüm hurafelerin ve bos inançların "ezip geçicisi" odur. Bilim bütün dogmaların korkulu rüyasıdır; çünkü onda insan aklinin özü, insan mantığının kendisi vardır.

Iste bundan dolayi;

İran'da ateist olduğunu ilan etmesinin ardından Türkiye'ye sığınan Negar Azizmoradi'yi, Türk yönetimi kendi ülkesine teslim etti.

Türkiye'de uygun pasaportu olmadığı gerekçesiyle tutuklanan İran'ın Raelian Tarikatı'nın kadın lideri Negar Azizmoradi, sınır dışı edilerek ülkesine iade edildi. Birkaç gün önce Türkiye'de yakalanan Azizmoradi'nin, İran'da idam edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.


berdan ildan

Irkcilik,Linc Ege'de bayraklastirildi


"Polis,sivil,itfaye bizleri diri diri yanmaya terk etti,bebekleri,hamile kadinlarin ceninlerini diri diri kestiler,kapilara Hitler haci gibi carpi isareti koydular nerede yasandi bu yazdiklarim,Almanya,Italya,Ispanya,Güney Amerika,Afrika,Ortadogu,Balkanlar,Asya ve Türkiye'de sömürgeci gerici.fasist cevrelerin,devletlerin,sahte hümanistlerin derin sömürgeci devletten aldiklari gücle,onlarin her türlü destegiyle fasist les sürüleri her gün yeni Maras,Corum,Gazi katliam provasi yapiyorlar,daha
dün Izmir'de ve ardindan kurtulus savasinda beraber isgalci güclere karsi omuz omuza savastik diyerek bizleri uyutanlarin les kargalari bize Canakkale Bayramic ilcesinde saldirdilar kimdir bunlar biz biliyoruz.Fasist ceteler tarafindan yapilan saldirilar sonucu onlar ev tahrip edili,yüzlerce insan evlerinde mahsur kaldi,saldiranlar degil,saldiriya devlet destekli maruz kalan bizleri gözaltina aldilar ve vali bir kac sorhosun isi dediler.Hatirlarsinz doksanli yillarda bu ilcede yine linc saldirilari olmus
insaatlarda calisan emekciler saldiriya ugramislardir,demek ki devlet cephe gerisini MHP ve CHP ile örüyormus buralarda,bu stratejik alanlarda.Kürt halkinin can güvenligi saglamakla görevli polisler Kürt genclerini gözaltina almis,sorgulamis ve kaba dayaktan gecirmistir.Saldirilarin Izmir'dekinin ardindan gelmesi eylemlerin daha da planli yayilacaginin sinyallerini veriyor.Ilk gün saldirilari engellemeyen,askine saldirilara tutum alanlari gözaltina almistir.

Yine bilinen odur ki;bu kanli saldirilarin arkasinda CHP Izmir il örgütü ve milletvekli fasist-ergenekoncu Aritman vardir.O degilmiydi mecliste kafatasci Akbaba'yi oraya götüren,iste cok somut bir kanit,devletin tutumu son Bigadic saldirilaryla ortada gördügünüz gibi saldiranlar tutuklanmamis askine TV kanallarinda bu irkci
saldirilari halk tepkisi olarak lanse edilmeye calisiliyor.Iste irkci Star haberleri gibi.Devletin andiclari gazeteler,Tv ve radyolar irkciligin-fasizmin propagandasini yapiyorlar.

Ve ne istir ki,devletin yillardir imha ve inkar ettigi,köylerini yaktigi,bosaltigi,sürgün metropollere yolladigi Kürtleri simdi bir avuc lümpen ve sarhos olarak göstererek
kendini aklamaya calisiliyor.Iste bu kirli politika irkci saldirilardan devlet sorumludur.


berdan ildan

Munzurbaba belgeseli.


“Munzir Hz.Ibrahimin cobanidir.Bugün gözelerin oldugu yerde sürüsünü otarir ve karsisina iki kurt cikar.Munzurdan koyun isterler ve o da veremiyecegini,koyunlarin sahibinin rizasini almasi gerektigini söyler.
Kurt gidip sahibinden izin almasini ister.Munzir ise ben gidip gelinceye kadar siz sürüye saldirirsiniz der.Kurtlar saldirmayacaklarina yemin ederler.Munzir Hz.Ibrahime giderken oda kendisine "Madem ki yemin etmisler,git söyle hangisini begeniyorlarsa onu alsinlar" der.Kurtlar sürünün icerisinden bir koyun begenirler oda Munzirun kendisine ait tek koyunudur.Yedi senedir kisir olan koyun iki yavruya gebedir.Koyunu alirlar ve uzaklasirlar.Orada koyunu kuzulatirlar ve yavrularini alarak koyunu serbest birakirlar.Koyun sürüsüne karisir tekrar.Bu sirada karsidan gelen Hz.Ibrahim sürüdeki koyunlarin yarisinin siyah yarisinin beyaz renge büründügünü görür,gözlerine inanamaz.Munzira dogru kosarak "Ogul,bu keramet sana nasil geldi" der.Munzir yakalanmamak icin kacar ve her attigi adimda cikan ak süt gibi su ikisinin arasini böler.Kirkinci adiminda bastigi yerdeki suyun icinde kaybolur,gider.Inanisa göre Hz.Ibrahime oglu Ismaile karsilik gökten inen koc kurtlarin alip gittigi iki tanedir biridir.Ikinci koc ise inanligin basina gelecek en büyük felakette inecektir...“


Hz.Ibrahim ve Dersim?

Hz.Ibrahimin Dersim de yasamis olduguna dair herhangi bir bilgi ve belge varmidir?


Bir baska versiyonda ise;
“Sah Ismail savasta Munzirun agasindan yardim ister.Munzirun agasi adamlarini yanina alir ve Sah Ismaile destek olmaya gider.Cani helva ceker ve bu Munzira ayan olur.“

Gerisi yine ayni sekilde devam ediyor.






Ilk yazili versiyonu Ingiliz L.Molyeux Seel tarafindan Ingiltere de yazildigi görülmektedir. 1911 de Dersime yaptigi gezide de Munzir Bava ile ilgili düsüncelerini 1914 yilinda yayinladigini görüyoruz.Ona göre;

Munzir Bava Topuzan asiretinin resisi olan Seyh Hasanin ogludur.Kisin karla kapli daglarda koyunlarini götürüp karinlari tok bir sekilde geri getirmesi babasinin sasirmasina ve onu gizlice izlemesine neden olur.Munzir karla kapli agaclara vurdukca yere yapraklar düsmekte ve hayvanlar bunlari yiyerek beslenmekte,karinlarini doyurmaktadir.Babasinin gizlice kendisini izledigini gören Munzir kizar ve ortadan kaybolur.Bir süre sonra Büyükköyde Ali Haydar Aganin yaninda cobanlik yapmaya baslar.Agasi Kerbelada iken Munzir kendisine helva götürür.Köye dönen Aganin bunu anlatmasi ve Munzirin kerametinin ögrenilmesinden ötürü kendisine gelip elini öpmek isteyen kalabaliktan kacar ve sir olur.

Bu konu basta Dersimli olmak üzere arastirmacilarin incelemesine ve aydinlatilmasina muhtactir.

Kültür erozyonuna ,asimilasyona karsi insanlarimizi uyarmak görevimiz olmalidir.Lütfen degerlerimize sahip cikalim ve onlara hak ettigi önemi verelim.Munzir Baba da bizden bunu bekliyor.


Gec olmadan...Iki versiyondan biri imha,yok etmek icin islamlastirilmis versiyonudur,bu 1937 sürecinde de net görülmektedir.Taktir-i Sukun yasasi tam bir yok edis hareketiydi Dersimde ve Mitler ve Halk degerleri sunnilestirilmeye calisiliyor belki belgesel bu anlamiyla cok anlamlidir.


berdan ildan

26 Kasım 2009 Perşembe

Sari gelin..kitap


Vardım kilsesine baktım haçına
Mâil oldum bölük bölük saçına
Kız seni götürem İslâm içine
Vay Sinan ölsün Sarı Gelin
Âh seni vermem dünya malına

13 yüzyil baslarken Şeyh Abdülkadir Geylani’nin müritlerinden Senani, şeyhine darılarak firar eder. Yolu Erzurum ve Oltu’ya düşer. Burada tanıştığı bir dervişle yola çıkarlar. Penek Suyu kıyısına geldiklerinde derviş, genç Senani’den kendisini karşıya geçirmesini ister. Senani, bu teklifi kabul etmeyince, dervişin, ‘Benden esirgediğin omuzlarına, domuz yavruları binsin!’ bedduasına uğrar. Misafir oldukları Hristiyan Penek Beyi’nin güzel kızına vurulan Senani, misafirliği uzatır ve sarayın hizmetçileri arasına katılır. Ardından ise sarayın domuz çobanı olur. Şeyh Geylani, müridi Senani’nin bu halini öğrenir ve çok üzülür. Beş yüz müridinden, onu kurtarmalarını, gerekirse sevdiği kızla birlikte getirmelerini ister. Müritler, Senani’yi, domuz güderken bulurlar ve şeyhin isteğini Senani’ye bildirirler. Senani, ancak yâriyle birlikte gelebileceğini söyler. Bir sabah erkenden kızı aldığı gibi, kendilerini bekleyen müritlere doğru yola çıkarlar. Hep birlikte karlı dağa doğru yürürler. Onların yokluğunu anlayan saray görevlileri, çevre köyleri ararlar ancak onları bulamaz ve dağlara yönelirler. Aşıklar ve müritler, takip edildiklerini anlayınca kaçmaya başlarlar ve dağın güneyine sarkarlar. Takipçiler yetişince çetin bir savaş meydana gelir. Aşık Şeyh Senani ve müritleri öldürülür. Bugünkü Allahuekber Dağları, adını bu müritlerin ‘Allahuekber’ sedalarından almıştır. Bu efsanede bahsedilen Sarı Gelin’in Hristiyan-Türk olan Kıpçak beyinin kızı olduğu iddia edilmiştir. Sarı Gelin hakkında Kars’ta, Azerbaycan’da ve Anadolu’nun diğer yerlerinde değişik hikâye ve efsanelere rastlanmaktadır. Ama simdi Hrant Dink'i katledenlerin Kafes

belgeleri isiginda bu akbabalarin 1915-16 ile 6-7 Eylül'ü nasil tezgahladiklarini bilmek isteyenler,gecmisin izini sürmek isteyenler sunu bir kez daha bilmelidirler ki psikolojik savas haraket merkezleri nasil ki Kürt halkinin ezgilerini calip yok ederek Türklestiriyorsa iste Mezepotamyanin kadim halklarina ait sari gelinde islamlastirmaya,sunnilestirmeye,türki cumhuriyetlerine benzetmeleri ondandir.Iste kitap bunlari aralamasi bakimindan bir arastirma niteligi tasiyor.



Eyüphan Kilic Karinca yayinevinden sari gelinin izini sürmüs ask hali ile.Iste sari gelinin öyküsünü bize araliyor kitap.





Dağlarda yaşayan bir Ermeni mi, Erzurumlu bir gelin mi? "Sarı Gelin"in nereli olduğu tam olarak bilinmiyor ama bu türkünün bir Türk-Ermeni aşkını anlattığı söyleniyor. Hrant Dink'in "kendi yöresine yakın olduğundan ve sözleri manidar geldiğinden çok sevdiği" türkü cenaze töreninin de simgesi haline geldi. Agos gazetesinin yanındaki müzik market gün boyunca "Sarı Gelin"i çalarken, kortejdekiler bu türküye kâh Türkçe kâh Ermenice eşlik ettiler. "Kime ait?" diyerek üzerinde birçok tartışma yapılan "Sarı Gelin" müzisyenlere göre aslında paylaşılamayan değil, aksine paylaşılan bir türkü: "Melodisi aynı olduğu halde her topluluk bu türküyü kendi dilinde, kendi duygusunda söylüyor"



İrevan çarşı pazar
İçinde bir kız gezer
Elinde divit kalem
Dertliye derman yazar



Iki dörtlügü iyi yorumlayin bakin nasilda asimile edilerek islamlastirilmaya calisiliyor.



"Türküler kardeştir, halklarda







berdan ildan

24 Kasım 2009 Salı

pastoral yanlizliklara dair


Kizim
gonca gururum benim
büyüdüm yoklugunda
büyüdüm seni beklerken
ben hazirim kizim
suyun topragin hazir

fazla büyümüs bir baba bulacaksin karsinda
hep senin yasitin olacak kadar büyümüs

sakin sasirma der sair dogacak kizina.Maya ve Zuhal'a

Sonbahar alip gitmelerdir bazen agitlar icinde,bazen pastoral yanlizliklar icinde ask hali,bazen yirtilip atilan ben gibi kitabi
olmayan cizimlerdir.Ama biliriz ki sonbahar gözyaslarimizin mevsimidir,terk edilenler,yanliz kalanlar,mahsus mahalde
muhabettir voltada,ciplak ayakla yürümektir yagmurlar altinda,direnmektir yasamin her yerinde.
bir avuc atestik
ankara ayazinda
esmer ve sertlik
iskenceyle bilenirdi
körpe tenlerimiz
ne cok
ne cok seyi yitirdik
ne kazandik
hic bilmedik. Siirinde yiten devrimcilere agit var siirlerinde,oysaki biliriz devrimcilik hesap-kitap isi degildir bu siyasal ideolojik
bir imgedir, pratik bir ask hali gibi.Kül elenmemis ilk siir kitabi gibi.Kürdistan daglarinda ki newroz,kardelen,gül,papatya,yonca,
moriya hirca,gelincik ,kenger ve binlerce yok edilemeyen cicekler gibi dizeler.Bir bakarsiniz umutsuz pastoral yanlizliklara
maya bulasmis,bir bakarsiniz berdan gibi caglayanlasmis berdan cayi .Bir bakarsiniz gome hesen'de dinmeyen bir göz yasidir,
asimile edilen Kürtce agittir,belkide berfe ananin dimilkisidir Kartalikta acan, roze cicegidir son kapakta ki imgeler gibi
binlerce yilin coskusuyla
titrer irmaklar
cicek kokar bir yerlerde bir kadin
saclarinda dökülen isik mustusudur ask'in
ne zaman günese acsam gözlerimi
bir ben kalirim
bir der.... Iste bu soy agacidir günes dogunca goma mikailde.gercek ask halidir günes orada dogup ve batinca,adina agitlar yakilir
baris diye.Ve sevda artik pastoral yanliklar degildir,yakamazlarin Kürtlestirilmesidir berfince.Sevismelerin hüznünü sürmeyecek
cocuklar,yaz ediminin her renginde, diller kardes olacak,mayalanacak ezilenlerin düsleri,cocuklar agopla,berginle,berdanla,ayse
le,zozanla,kamberle,muhammedle kucaklasacak cocukca uryan.Kartalik inanc bahcesinde üc mum yanacak,sirtini gökyüzüne
dayayacak sürgünde ki usalanmaz cocuk,ve Kürtce siirler okuyacak berdan,bertal gögebakanlari ekecek Ciflikte ki dogmadigi o eve,
belkide kiz cocuklari izini sürecek baba ve anneannelerinin,ve asi devrimin cocuklari kanatircasina ellerini pastoral yanlizliklarda
kardesligin imgesini ögrenecekler,kapakta ki tek yaprak gibi.
kalkani disa dönük
kilici kendi icinde
duellodur ask
ask'a sadece düsülür
ask hali gibi der gelincikte.
Tüm yetim kalmis inanclar ve halklar askina,cocuklarin nasirli ezilen elleri icinde siirleri büyütmeye devam edelim,cünkü siirler ezilenlerin
silahsiz imgeleridir barikat baslarinda,grev cadirlarinda,daglarda barisa dair düslerdir yilmayan.


berdan ildan

23 Kasım 2009 Pazartesi

Hasta Tutsaklara Özgürlük


Aynur Epli: Kan kanseri, Siirt Cezaevi’nde, tedavisi yapılmıyor.
Erol Zavar: Sincan 1 Nolu F Tipi’nde, mesane kanseri.
A. Samet Çelik: Kırıklar 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde, MDS kan kanseri.
Nizamettin Akar: Muş E Tipi Cezaevi’nde, gırtlak kanseri.
Halil Güneş: Diyarbakır D Tipi’nde, Kemik kanseri.




- A. Hakim Eşiyok: Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevinde, 1994 yılından beri kafasından aldığı bir darp sonucu 1.8 mm demir parçası ile yaşıyor. Bu demir parçasının ameliyat ile alınabilecek durumdayken cezaevi idaresi tedaviyi engelliyor. Eşiyok, aynı zamanda mide ülserine de yakalandı.

- A. Samet Çelik: Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Çelik, kanser hastası teşhisi konulmasına rağmen tahliye edilmiyor.

- Ağa Sağlık: Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevinde “yasadışı örgüt üyeliği” suçlamasıyla yaklaşık 4 yıldır tutuklu bulunan Sağlık, çok fazla kilo kaybına uğradığı için hayati tehlikesinin bulunmasına rağmen tedavi edilmiyor.

- Behçet Yılmaz: Tekirdağ 1 Nolu F tipi Cezaevinde bulunan Yılmaz, ağır astım hastası ve hücrede tek başına kalıyor.

- Erol Zavar: Ankara Sincan 1 Nolu F tipinde Cezaevi’nde bulunan Zavar, mesane kanseri ve otuza yakın tıbbi müdahale ya da ameliyat geçirdi. Tecrit koşulları hastalığını ölümcül düzeye taşıdı. Cezaevinde migren ve safra kesesi ağrıları, tüberküloz ve gözaltında gördüğü işkenceler ile dizlerinde menisküs oluştu. Mart 2007’de safra kesesi alındı.

- Ferdan İldan: TCK 314/2 den hükümlü olup yaklaşık 14 yıldır cezaevinde bulunmaktadır. Hepatit B hastasıdır.

- Gazi Dağ: Antalya E Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü, belden aşağısı felçli, iyileşme şansı bulunmuyor.

- Güler Zere: Kahramanmaraş Elbistan E Tipi Cezaevi’nde kalan Güler Zere’nin ağzında ne olduğu anlaşılamayan yaralar çıktı. Yaralar giderek büyüyüp enfekte oldu. Yemek yemediği ve nefes almasını bile engeller hale geldiği halde tedavisi yapılmıyor. Kanser hastalığı teşhisi konulmasına rağmen tahliye edilmiyor. ortak mücadele
sonucu serbest birakildi.


- Gülezar Akın: Adıyaman E Tipi Cezaevind bulunuyor; hipofizde tümör var. Üç yıldır tedavi oluyor. Yumurtalıklarda kist, belde fıtık, belde yırtılma ve düzleşme ve mide ülseri var.

- Halil Güneş: Diyarbakır D Tipi Cezaevi, kemik kanseri var. PET-BT osteozşarkom (kemik kanseri) rapor sonucu sol yedinci kostede (kolargo) genişleme ve screrotik değişiklikler gözlenmiştir.

- Halil Yıldız: Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi, 82 yaşında olmasına rağmen yaşlılıktan kaynaklı sağlık sorunları var, yardım olmadan yaşamını sürdüremiyor.

- Hasan Tahsin Akgün: Tekirdağ F Tipi Cezaevi, ağır tecrit koşullarının yol açtığı psikolojik sorunlar nedeniyle yaşamını kendi başına sürdürebilecek durumda değil.

- Hasan Alkış: Kırıkkale F Tipi Cezaevi, kalp, tansiyon, ülser, Behçet gibi ağır sağlık sorunları mevcut. Adli tıp tarafından verilen ‘içeride kalması uygun değildir’ içerikli raporu olmasına rağmen tahliyesi gerçekleşmedi.

- Hatice Bolat: Gebze M tipi Cezaevi, Wernicke Korsakoff hastası. Konuşma, yürüme, görme sorunu var, kılcal damarlarından kan akıyor, vücutta uyuşmalar oluyor.

- İnayet Mete: Kısa bir süre önce kalp ameliyatı geçirmiş, sık sık kriz geçiriyor, ayrıca siroz hastası, sinir tahripleri, damar tıkanıklığı, bel fıtığı ve dönem dönem vücudunun her tarafından derin yaralar açılıyor.

- İsmet Ayaz: Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi, yaklaşık 10 yıldır “Çölyak” hastası ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, bedeni 10 yaşında çocuk gibi.

- İzzet Turan: Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi, ankilozon, mide ülseri, kemik erimesi, böbrek yetmezliği, bel fıtığı var.

- Menduh Kılıç: İzmir Kırıklar 1 No’lu F Tipi Cezaevi, Siroz hastası.

- Mesut Deniz: Ankara Sincan 1 No’lu F tipi Cezaevi, ileri derece şizofren. Yaşamının en temel gereklerini dahi yerine getiremeyecek durumda, yemek yemiyor, yataktan çıkmıyor, temizliğine dikkat edemiyor.

- Nesimi Kalkan: Mersin Silifke M tipi Cezaevi, yakalandığı “Çölyak” hastalığı nedeniyle hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamıyor.

- Nizamettin Akar: Muş E Tipi Cezaevi, gırtlak kanseri. Muş Devlet Hastanesi’nden Van’a oradan da Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edildi. Hastalığı ölümcül.

- Remzi Aydın: Tekerlekli sandalyeye mahkum. 9,5 yıldır cezaevinde, Kocaeli 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yatmaktadır.

- Yusuf Kaplan: Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi, 85 yaşında, vücudunun yüzde 79’u felçli. Kalp yetmezliğinden koroner arter hastalığına, görme sorunundan solunum sistemi rahatsızlığına kadar birçok hastalığı var.

- Aynur Epli: Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi, bağırsak kanseri.

- Abdurrahman Yıldırım: Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi, vücudunda şarapnel parçaları bulunuyor.
- Cengiz Kahraman: Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi, Wernicke Korsakoff hastası
.
- Mustafa Gök: Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi, Wernicke Korsakoff hastası.

- M. Ali Çelebi: Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi, Wernicke Korsakoff hastası, ileri derecede şizofren.

- Emrah Alişan: Adana cezaevine bulunan Alişan, belden aşağısı felçli olduğu için ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

- Sibel Kurt: Gebze M Tipi Kapalı Cezaevi, kalp hastası olduğu için hayati tehlikesi sürüyor.

- Taylan Çintay: Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevi, mesane kanseri, tedavi görmüyor.

- Mehmet Yeşiltepe: Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi, hidrosefali hastası.

- Temino Baysal: Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi, yüzde 80 özürlü olmasına rağmen tahliye edilmiyor.

- Kemal Özelmalı: Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi, Wernicke Korsakoff.

- Latif Badur: Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi, akciğer kanseri. 14 yıldır Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.

- Hayati Kaytan: Donmadan kaynaklı sol ayak parmakları kökten, sağ ayak parmakları ilk eklemden kesilmiş durumdadır. Sol topuk ve sağ serçe parmak (kemik alınmış) sürekli yara halde bulunmakta, iyileşmemektedir. Beyninde ur nedeniyle ameliyat edildi.

- Hediye Açık: Gebze M Tipi Cezaevi. Şarapnel parçaları nedeniyle iki gözünü kaybetmiş. Böbrek sorunu ve geçirdiği ağır ameliyatlar nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşıyor, beslenemiyor, yaşamını cezaevi koşullarında sürdüremiyor. Merdivenlerden inip çıkarken düşüyor.

- Yaşar İnce: Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevindedir. Hepatit B, kalp rahatsızlığı, (Kalpte mitral yetmezliği) bel fıtığı, böbreklerde taş, karaciğerde enfeksiyon var.

- Kemal Ertürk: Sincan 1 No’lu F tipi Cezaevindedir. Şeker ve hipertansiyon, mide ve bağırsak sorunları, halsizlik-ateşlenme, baş ve kas ağrıları, uykusuzluk, gözlerde bulanıklık, ağırlaştırılmış müebbet mahkumu olduğu için tek kişilik hücrede ve sınırlı havalandırma saati uygulamasına tabi.

- Aslan Karslı: İleri Korsakof hastası, 5 kez ‘tahliye’ raporu verilmiş, ancak halen Silifke M tipi Kapalı Cezaevinde tutuluyor.

- Veysi Özer: Diyarbakır D tipi Cezaevi’nde kanser hastası tedavi engeli var kemoterapi yapılmasında engeller var.

-Cengiz Eker: Erzurum H Tipi Cezaevi, 3 kalp damarı tıkalı tedavi edilmiyor.

- Deniz Yıldız: Adana Karataş Cezaevi’nde kanser hastası.

-Taylan Balataci yürümede zorluk,dengesizlik,H.B


Yaşamını yitirenler


-Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kan kanserine yakalanan Hasan Kert, 15 gün önce sevk edildiği Ankara Numune Hastanesi’nde 18 Şubat 2009’da yaşamını yitirdi.

-Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde “yasadışı örgüte yardım ve yataklık ettiği” iddiasıyla tutuklanarak Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen ve yaklaşık 2 ay önce mide kanaması geçirdiği için Dicle İniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Beşir Özer 15 gün hastanede tedavi edildi. Tedavisinin ardından Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen, böbrek yetmezliği ve hipertansiyon rahatsızlığı bulunan Beşir Özer, 28 Şubat 2009’da yaşamını yitirdi.

- Tekirdağ 2 No’lu Cezaevi’nde kalan ve uzun zamandır hasta olan Mustafa Demir 24 Mayıs 2009’da yaşamını yitirdi.

- PKK davasından aldığı müebbet hapis cezası nedeniyle 14 yıldır Batman M Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Recep Çelik, 7 Temmuz 2009’da yaşamını yitirdi.

- Kürkçüler (Adana) E Tipi Cezaevi’nde kalan şizofreni hastası Kenan Gülen 10 Temmuz 2009’da intihar etti. İHD Adana Şubesi, Kenan Gülen’in şizofreni hastası olduğuna dair adli tıp raporunun 2 yıl sonra geldiğine dikkat çekerek “ortada bir ihmal var” demişti.

- Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan ve üç yıl önce cilt kanserine yakalanan ve midesindeki rahatsızlık nedeniyle de 30 kez ameliyat geçirmesine karşın tahliye edilmeyip Haziran 2009’da nakledildiği Erzurum Atatürk Üniversitesi Süleyman Demirel Tıp Merkezi Sağlık Araştırma Uygulama Merkez Müdürlüğü Hastanesi’nin “mahkum koğuşu”nda tutulan İsmet Ablak, 19 Temmuz 2009’da yaşamını yitirdi.

- Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Kanser hastası Yılmaz Keskin, öleceği kesinleştikten sonra tahliye edildi. Tahliyesinden bir hafta sonra 10 Ağustos 2009 da yaşamını yitirdi.

-Tarsus Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Eyüp Kaçar kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

-Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde “Örgüt propagandası” iddiasıyla hükümlü bulunan ve sara hastası olduğu belirtilen Mustafa Elelçi, koğuşunda ölü bulundu.

- Diyarbakır’da bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle tutuklanın kan kanseri hastası Gurbet Mete, 4 ay kaldığı cezaevinde tüm girişimlerine rağmen tedavi görmeyince hastalığının ilerlemesi sonucu 15 Ocak 2009 tarihinde yaşamını yitirdi.

- Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalp krizi geçiren kapatılan HADEP ve kendini fesheden DEHAP’ın Elazığ ıl Başkanı Mehmet Artan, 2 Haziran 2009 tarihinde yaşamını yitirdi.

- Kürkçüler E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan şizofren hastası Kenan Gülen’in hastaneye sevk edilirken yaşamını yitirdi.

- Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yılmaz Keskin, yakalandığı ve ilerleyen akciğer kanseri nedeniyle tahliye edildikten 1 hafta sonra 10 Ağustos 2009 tarihinde yaşamını yitirdi.

- Trabzon’un Sürmeli İlçesi’ndeki cezaevinde kalan Mustafa Hayri (89), 16 Temmuz 2009’da geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

-Ferizli L Tipi Cezaevi’nde (Sakarya) kalan kanser hastası Fehmi Biçer (78), 2 Haziran 2009’da hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi.



berdan ildan