5 Mart 2010 Cuma

Emekci kadinlar


Emekci kadinlar

Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
O, yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O, dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Kavuşmak özgürlükse
Bir ülkede kadinlar icin gercek özgürlük olmadigi sürece,o ülkede gercek özgürlük yoktur demis Enver Hoca.Hristiyanli......gin büyük otorustesi Aguino St.Thomas da der ki "kadinin yazgisi erkegin ökcesi altinda yasamaktir.Kirpik sakal ideolojiside der ki cennet kocalarinizin ayaklari altindadir diye fetva veriri.Nietzsche ve Freud ise binlerce yillik ataerkil düsünceyi"bilimsel"bir kilifla derler ki Doga kadinlari köleniz"erkeklerin" iddia ederler.Kapitalizm kadini toplumsal üretime cekerek kadini toplumsal mücadele icinde yer almaya baslarlar.sen olmazsan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
ilenmek ne dilenmek ne
issiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yasamak ne .Paris barikatlari 1789-1795 bakarakta bu görebiliriz.Paris barikatlarina hep emek ve gül isteyenlerin solugu var.Doga üremede yükün agirini kadinlara yüklemis,diger canlilara vedigi misyon gibi.Ama doganin diyalektigi belkide diger disi türlerinden baska insan özgü bir sey verdi.Köleci ilk toplumdan bu barbarlik düzenine kadar kadin cinsi üzerinde uygulandi,kadin sinif olarak,kadin olarak,ulus olarak,kadinliktan kaynakli cinsel ezikligi hep bir arada yasadi ve yasiyorda.Dinler ise kadini zevksel objeler olarak gördü.Dört duvar hapsinde hic bir yasal güvencesi olmayan ev kadinlarinida düsünürsek.Topragi kimin bereketlendirdigini cok net görebiliriz resimde ki gibi,sembolik olsada.simone de beauvoir dememis bosuna Kadin dogulmaz-Kadin olunur.
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

berdan ildan

Kadinlara dair



Yasamak sakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yasayacaksin
bir sincap gibi mesala,
yani,yasamanin disinda ve ötesinde hic bir sey beklemeden.Iste sekiz martin devrimci ruhunu yasatan,bu kadinlarin kar gibi kipkizil renk vermesidir yasama.Sekiz martlar bu direngenliklerin nasirli ellerden nasil örüldügüdür ilmik ilmik overlok tezgahlarinda.
Ikimizde biliyoruz, sevgilim.
ögrettiler,
ac kalmayi,üsümeyi,
yorgunlugu ölesiye
Henüz öldürülmek zorunda birakilmadik
ve öldürmek isi gecmedi basimizdan.
Ikimizde biliyoruz,sevgilim
ögrenebiliriz;
dövüsmeyi insanlarimiz icin,
ve her gün biraz daha candan
biraz daha iyi sevmeyi,sevgilim....Insanlik tarihinde,ezilenlerin tüm büyük baskaldirilarinda,emekci kadinlarin emegi var,ezilenlerin arasinda en ezileni emekci kadinlardir,hic bir özgürlük eyleminin gerisinde kalmadilar,hep en önde EMEKCI KADINLAR vardi.1789 Fransiz devriminde.1884 Fransa ve Alman devrimlerinde.1871 Paris barikat savaslarinda.1914-1923 toplumsal devrimlerde,1936-1945 fasizme karsi direnislerde hep onlar vardi.
Yoldaslar nasip olmassa görmek o günü
ölürsem kurtulustan önce yani
alip götürün
Anadoluda bir köy mezarligina gömün beni.
Her zaman,kadinlarin özgürlestirdigi,barista,savasta,ölümde,hücrede tek basinayken hep direnmistir.Sekiz mart bir kadinin yumusak veya celik gibi sert,kararli,veya Beriwan gibi asi,yani acaba kadin ve erkek bir baska dünya icin biri yildiz,bir ay gibi birlestirmelidir düslerini ki yikilsin bu köhne barbarlik düzeni.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız ..Vardik-variz -varolacagiz


berdan ildan

2 Mart 2010 Salı

Marti düsü


Özgür bir marti simdi zindanlar


Nasıl ki
Bir ana ceylan
Vurulmuş yavrusuna
İçten yanıyorsa
Ve nasıl ki
Teksas'lı bir kız
Almanya'da öleni
İstanbul'da arıyorsa
İşte öylesine..

Beyaz yeleli
Bir atın sırtında
Gece demeden
Gündüz demeden
Durmadan dinlenmeden
Koşarak
Azgın denizlerdeki
Kudurmuş dalgalar gibi
Coşarak
Kokladığ...ın her çiçeği
Yaprak yaprak
Bastığın her adım toprağı
Parmak parmak
Dolaşarak
Sabah erkenden uyandi,asortmalarini hizla yiginerek voltaya ciktigindan,denizin kokusunu,martilarin sesleri duyumsadi.Hizla kosmaya basladi,deniz kiyisinda ki cakil taslarini düsünüyordu.Gözleri faltasi gibi acilmis,inceden inceye kendi kendine de konusuyordu.Bir ara durdu egildi,su icer gibi yapti,voltadakiler bir sey anlamadilar,Malum burasi zindan garipsenecek bir sey yok,ki olsa gidip konusulur.Kac tur atti saymadi,ama günes tel örgüleri asip yüzüne yansidigindan,gökyüzü masmavi oldugunda durdu.Nefes nefese kalmisti Munzur.Solgun krital mutlulugun magdurlari izmarit topladiklarinda bir marti süzüldü Valdemoro zindanlarina.Denizden ayrilmis anlasilan,artik zindan da besleniyor besbelli.Yorulmustu gözlerini ovaladi,kantine dogru yürüdü bir sallama cay aldi .Kimi gülümsüyor,kimi bir kahve alacak birini bekliyor,kimi telefon ediyor gözyaslari icinde,kimi revire gitmek icin.Ve günese sirtini dayamis o WELAT'i düsünüyor bir nehir gibi aziginlasarak.Ve zaman gelip catar.Her kes hücrelere len........


berdan ildan

Dayike Karer'e


Ne düsünüyorsun ana
Seni düsünüyorum dedi
Seni gördüm dedim
Yazmak,okumak gerek dedim
Karer ananin düs halini
Bilekliginde ki emegi
Avucunda ki nasirlari
Kac zülüm gördüm
Kac evlat verdin
Seni düsündüm.
Uzun bir yolun basinda oturmus,Heserbaba'da kar ve sis,havada Kewok sesleri vardi.Sanki birazdan sesizlik nara atacakti ki uza...klardan filinta sesleri yankilandiginda,kewok son kez havalandi.Ürperdi birden bir seyler fisildadi daga bakarak,sanki bir parolaydi sessiz hedefini arayan.Uzun bir kis günüydü hani SONBAHAR filminde ki gibi,kar bembeyazlastirmisti Merga Siran yaylasini,kayiplari cok oldugu elinde ki kivrimlardan belli.Herseye ragmen yasam yeniden ürettigini dercesine,yasam dolu,sen sakrak,civil bir bir Cinar gibiydi toprak ana.
Bak ana
Öfkeye dönüsmüsse acin
Sigdiramiyorsan gögüs kafesine
Firlat sevdali yüreklere ki feyz alalim
Kosayim,ucayim,sana bir sarilayim ey gülüm ana.
Fedakarligi yüzüne islemisti,sandikta saklamisti son kirmizi elmayi,en zor dönemleri bekliyor gibi korurdu onu.Sogukkanli,heyacanli ve yigitmi yigitti.Karerin kizil kanatli premetheuslari tanirdi onu,Yildizli bir gece Kewok düstü aklina.Ve hala onu düsünüyordur belkide resimde ki haliyle......



berdan ildan

1 Mart 2010 Pazartesi

Durma öyle


Durma öyle.

öyle yıkma kendini
öyle mahsun, öyle garip...
nerede olursan ol
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile, diş ile
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni!





Durma öyle boynu bükük caresiz/Birazdan gül vuracak yüzüne/Ellerini tutacak safak/
Ömrünü serecek ayaklarina/Sen farkinda olmayacaksin ey zülüm.

Subat dogayi uyandiriyor demis cocuk.Ahmedin meyvalari vardi elwan.Güneste berekeli ve namuslu.Subat yildizi Adar'e u Mayis'e.Daglarda bahar selamlayan meyvalar alo,dane,mendile,tirpuk,tezik isaretlerdir Newrozun.Simdi ekilen tohumlarin üreme zamani.Topragin derinliklerinde.Duvar takvimleri yirtilir simdi,arkasinda ki günlükler okunur.Düsen her yildiza dair gözyaslari akitir analar.Kar erir yeralti nehirleri harekete gecer Nisan onbese kadar,sonra Nisan Mayisin kulagina fisildar rojbas YEK GULAN rojbas.

Ve zaman gelip nasirli avuclarina su notu düser iyi bak kendine yoldas iyi bak.Ve bir cuma sabahidir idam edilecek,sevda kokar,gözyasi akitmaz Beriwan artik.Cünkü bu gün görüs günüdür,görülmüstür damgali mektuplar,resime saklanan güvercin gözleri sizlerden selam tasir gagasindan Devrimlere



berdan ildan

Beriwan ve Devrime mektup


Beriwan'a merhaba

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahsun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
Aramizda ücbinbeyüz kilometrede yol ,polis barikatlari,duvarlar,sinirlar olsada... sevgili Beriwan biz bir soluk gibi yakiniz breye min.Simdi seninle sohbetler zamani.Yasamina dair kücük bir hücreye kapatilmisin,esir alinmadan önce bir kelebekmis ömrün 15 yasinda.Seninle ziyarette bulusamadik belki ama sana mektupla ulasmayi düsünüyorum.Senin resmine bakarken isyan ediyorum,bir tas gibi firlatmak istiyorum kendimi,gözlerindeki mahsumiyeti sömürgeciler anlamaz ki hewale min.Senin özgürlügünü calarak Welatinda ki Beriwanlari cezalandiriyorlar.Senin o siyah gözlerinden ürküyorlar Hewale Beriwanim.Bir gün gelecek o zindanlardan seni zilgitlarla ugurlayacaklar,sen görevini teslim edeceksin Berdanlara.Tarihin bu durdurulamaz emridir Biji Bratiye Gelle Dünyaye.En cok seni üzen nedir diye sormayacagim,tutsak bir ülkenin tutsak Hewale Beriwan slaw ..Iyi bak kendine ve Devrime de selam..


berdan ildan

Savas sanati


Dağları, ormanları, dar geçitleri, çıkmaz yolları ve bataklıkları bilmiyorsan; silahlı bir güçle manevra yapamazsın. Yerli rehberler kullanmadıkça arazinin yararlarını bilemezsin.

--------------------------------------------------------------------------------
Savaşın beş kuralı vardır: Ölçme, değerlendirme, hesaplama, kıyaslama ve zafer. Mevzi ölçmeyi, ölçme değerlendirmeyi, değerlendirme hesaplamayı, hesaplama kıyaslamayı, kıyaslama ise zaferi doğurur.

--------------------------------------------------------------------------------
Planlarını anlamak için onları gözden geçir.

--------------------------------------------------------------------------------
Eğer aklını tamamen düşman üzerinde yoğunlaştırırsan, bin mil uzaktan bile askeri önderini öldürebilirsin. Bu, görevini başarıyla yerine getirmektir.

--------------------------------------------------------------------------------
Eşitsen, gücün varsa savaş. Sayıca az isen, mümkünse uzak dur. Durumun parlak değilse, mümkünse hemen kaç.

--------------------------------------------------------------------------------
Başarılı bir hareket başına vurulduğunda kuyruğu ile, kuyruğuna vurulduğunda başı ile, orta kısmına vurulduğunda hem başı, hem kuyruğu ile hareket eden hızlı bir yılan gibi olmalıdır.

--------------------------------------------------------------------------------
Ben savaşırken herkes taktiklerimi görebilir; fakat hiç kimse asıl zaferin kaynağı olan stratejiyi göremez.

--------------------------------------------------------------------------------
'Mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır.'

--------------------------------------------------------------------------------
'Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilirsen, her savaşta tehlikedesin'.

--------------------------------------------------------------------------------
İnsanlar bir kez birleştiler mi,cesurlar tek başlarına ilerleyemez,korkaklar ise tek başlarına geri çekilemezler.

--------------------------------------------------------------------------------
Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın.

--------------------------------------------------------------------------------

Alıntı: http://tr.wikiquote.org/wiki/Sun_Tzu




Sun Tzu'nun Savaş Sanatı adlı kitabından alıntılar:

En büyük ustalık zayıf ve beceriksiz gözükmektir. - Sf:27

İyi savaşçılar düşmanın ayağına gitmezler, düşmanın kendi ayaklarına gelmesini sağlarlar. - Sf:31

Kendini ve düşmanını iyi tanıyorsan zafer senin için asla tehlikede değildir. - Sf:34

Askerlerine kendi çocukların gibi bak, o zaman senin uğruna ölüme seve seve atılacaklardır. - Sf:34

İnsanların içindeki kötülük tohumlarını doğruluğa, talihsizliği kazanma hırsına dönüştürmek dünyanın en zor işidir. - Sf:61

Savaşma arzusu kuvvetli düşmana saldırma. - Sf 63

Bir komutanın yapacağı beş hata felaket getirebilir:

Dikkatsiz cesaret, yok olmaya götürür.
Korkaklık, düşmana esir etmeye götürür.
Acelecilik, hakaretlerle kışkırtılabilir.
Şeref düşkünlüğü, utanmaya götürür.
Adamlarına aşırı düşkünlük, endişe ve tereddüte götürür. - Sf:65

Belirgin bir anlaşmayla gelmeyen barış önerisi tuzak belirtisidir. - Sf:68

Askerlerini kaçışın olanaksız olduğu noktalara sür ki, ölesiye savaşsınlar. Ölümle karşı karşıya olan bir askerin beceremeyeceği iş yoktur. Ölüm tehlikesi ile karşı karşıya olan askerler de subaylar da güçlerinin zirvesine çıkarlar. - Sf:76

Askerlerine planı değil görevi söyle. - Sf:79

İnsan doğası gereği zora düşmedikçe yeteneklerini sonuna kadar kullanmaz. - Sf:79