17 Ocak 2010 Pazar

Deprem


Yerkabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntı, yersarsıntısı, °hareket, °zelzele. Çok sarsıcı olay deprem,emekci milyonlarin kirilma noktalari,emperyalist-kapitalist parababalarinin rant kapisi ile birlikte depremin olsturdugu bilinc ve
psikolojik depresyonlar,yeralti nehirlerin öfkesiyle birlesirse devlete karsi bilincli bir hak alma mücadelesine dönüsebilir.Bu felaketlerin silinmeyecek acilarini ne
gibi sorunlar vardir acaba.Yerbilimcilerinin ve bilimsel deneyimlerin depremin ani,ne zaman olacagini henüz bilinememesine karsin nasil ve nerde olacagi,siddeti,
artcilari,ve geriye dogru enerji akimlarini takip edebiliyorlar.Bilimsel veriler diyor ki 9 siddetinde ki depremden az cikabilirsiniz ama,bunun icin öncelikle cok güvenli
halkin can güvenligini esas alan bir rejimin olmasi gerek,tek bir canlinin burnu bile kalamadan.
Acayipleşti havalar,
bir güneş, bir yağmur, bir kar.
Atom bombası denemelerinden diyorlar.

Stronsium 90 yağıyormuş
ota, süte, ete,
umuda, hürriyete,
kapısını çaldığımız büyük hasrete.

Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm.
Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,
ya dünyamıza inecek ölüm.
Deprem de sadece Tokicilerin rant ve belediyelerin avantaliklari degil,tüm yer küreyi resmetmistir.Peki bunu yerine diye bilirsiniz ki ya sizin altarnatifiniz var mi ?Simdiye kadar yazdiklarimiz iyi güzel insana ve yasama dair olduklarini düsünebilirsiniz,ve bunlarin hic birinin gerceklesmeyeceginin umutsuzlugunu tasiyabilirsiniz,yada tam bunlarin ortasinida savunanlar olabilir.Ama unutmayiniz ki nasirli eller yasamlarinda ilk defa yönettiler.Kar yasalari üzerinden arti-deger
sömürüsüne dayanan kapitalizmde depremler diger sosyal yikimlar gibi,aclik,zam,enflasyon,issizlik,intihar,linc,taciz ve tecavüz,yozlasmayi üretmeye devam
edecekler bakin Haiti'deki resimler insanlik can cekisiyor.Ama büyük insanlik,insanin insan tarafindan her türlü sömürüsünü ortadan kaldiracak,tüm toplumun ve
bireylerin güvenli,özgür,umut ve ölü yildizlara hayati tasiyacaklari icin bir baska dünya sosyalizm'e yönünü dönmeleridir.Tüm insanlarin örgütlü oldugu kurumlari harekete gecirebilirler insanlik icin


berdan ildan

Bin yil saat; Hrant Dink'e


Bin saat cok
Zaman cok mu az
Subat yildizim
Hayat bu iste
Mesele cok ya yasamakta deil
Bin yil saat cok mu az
Haydi saril acilara
Gökyüzünün kizilligina saril
Saril misil misil uyu beyaz güvercinim...eylem ildan...Saril zamana,saril bin yilin türküsüne;Cünkü tarih bunu emrediyor.Cünkü bunu
yapmaksizin gelecegi eline alman mümkün olmayacak.Iste bu yüzden sokakta up uzun yatan,ayakkabisinin alti delik adama borcunu
ödemelisin.Aksi halde tarihin derinliklerinde gizlenmis öz-elestiriye ulasamasin.Marks demis ya fizoloflar dunyayi yorumlarlar,ama yine
beyaz sakalli adam yine demis ki ast olan bu köhnemis kapitalis barbarligi yikmaktir.On bin saatlerin pratiklerine bakarsak bunlari göre
biliriz.Bu yüzden ensesinden,gözlerinin icine bakamayan bir korkak gölge tarafindan vurulduk ey hayat.Sarilmaliyiz ki yirtik ayakkabili
adama üsümesin daha fazla güvercin.,sarilmaliyiz ki güvercine gökyüzünün mavili dahada özgürlessin.Unutmayalim ki intikam parlak
sözlerle cikarilan kuru gürültülerle mümkün degildir;Savasarak,savastirarak ve birleserek,birlestirerek emekci milyonlari iste o zaman
karanligin en koyu oldugu an sosyalizm mümkündür.Gözü kara,istikrarli bir eylem tarzi,iste yüryüzünün lanetlileri gökyüzünün maviligine
yasasin halklarin kardesligini yazacaklar...

Bu yüzden bu gözlerin,bu sözlerin,o bin yilin izine gölge düsürmemek icin hep birlikte.Kisiler vardir kimliklerinde tarih vardir/kisiler vardir
kimliginin onursuzlugunu yasarlar/kimileri bu olumsuzluklara karsi da mücadele eder.Iste tarih bu saril yerde yatan tarihine


berdan ildan

16 Ocak 2010 Cumartesi

Mavi Diyalog


* che guevera kimdir ?
- komunist işte abi.
* komunist nedir.
- devrimci işte abi.
* devrimci nedir ?
- che guevera işte abi.



*duvarda ki kim peki? -Bilmem ki Berdan abi....

berdan ildan

Mavi Güvercin


Senki gökyüzünde
En uscuz bucaksiz semalarinda
özgürlüge taklalar atardin,
günes cogalmalarinizi resmeder di firtinada boranda
O büyük gökyüzünde
kalabalik savas tenekelerine ragmen
gagalarinizda baris cicekleri tasiniz
Tereddüt etmediniz hic;kanalariniz cekildi,kafeslere hpas edilldiniz,yaralandiniz,kaybedildiniz,
egilmediniz,üc yüz tane havalandiniz,hic biriniz dönmediniz,kaninizla yazilacaki belkide tarih,
adiniza siirler,yazilar yazilacak mavi güvercinler,patlamaya hazir bir yazidir simdi mavi güvercin,
karanlik semalardan aydinligi mustulayan mavi güvercin.Nerelerde kaldin diye merak ediyormusunuz
beni,oysaki hep yani basinizdaydim,ta ilk dogum sancilarinizdan itibaren.O gündür bugündür yola
devam ediyorum,baharin Eylül'üne,Mayis'a,Adar'e sevdayi ve kavgayi tasidim.Bir mermide benden
aslanim/bir mermide benden/daha gelmesin bahari karanliginiza isik tasisin.Bu gün Istanbul semalarindayim
hafiften yagmur ciseliyor,yagmurlardan islaniyorum,kanatlarimdan siziyor üsüyorumda,ucamiyorum,biraz
soluklanmaliyim su Sarayin aspest kokan sacaklarinda.Bu ani Istanbul yagmurlari Munzur'un doruklarini
animsatti bana.Gözyaslarina bogulmustum,onyedi güvercini Mercanlara sorgusuz kursuna dizmislerdi,ben
o zaman Zap'a ziyarete gidiyordum.Insan alisamiyor gidenlerin ardina baris söylencelerine,biliyorum ki bu
yolun sonu zaferdir,bu yolun sonu masmavi bir buluttur,cocuklarimizi sevinc güleridir.
Neden baristan bu kadar korkuyorlar bulut kardes
Öyle direncliyiz ki,öyle hasretiz ki barisa
Neden baris mavi güvercinlerden korkuyorlar mavi bulut kardes
Ne korkuyorlar robson kardes demis ya bulut kardes
Iste böyle bulut kardes
Sana yine barisi gönderemedik
Cünkü...Mavi Güvercin kaybedildi
Belki gelir Mavi Güvercin öyle degil mi bulut kardesler siz söyleyin


yeralti nehrileri kollektifi

8 Ocak 2010 Cuma

Avatar..film


Titanic'in yönetmeni James Cameron'un Avatar filmi, görsel ve yazılı medyada, hem sinema teknikleri hem de politik mesajlarıyla çok tartışılan bir film oldu. Bizde bir cizgi roman kahramani olan Avatar'i cocuklarla izliyorum.21.ci yüzyilda kullandigi bilimsel teknikler ile verdigi mesajlari iyi okumak gerekiyor.Ancak kendi zihinsel tasarimlarinda ihaneti yasayan bir sari opotonist zavatlar var k nerdeyse Türkiye'de en uzun kosuysa devrim onu AVATAR kostu diyecek kadar sakinlar.Pandor'a adli gezegen isgal edilir ve Navi halki bu direnise karsi cikip direnenlerin saflarinda yer alirlar.ABD empeyalizm ve bati Avrupa kapitalis-emperyalistleri dünyayi yerle bir ettiklerine bu zavatlar ses cikartmadilar.Ertugrul Mavioglu sasirmis olacak ki Navi adini kendi soy adiyla özdeslestirip filme meziyetler düzüyor.Yasam pratiklerinde sömürgeci rejime karsi sesini cikartmayan bu zavatlar öyle anti-kapitalistler ki kendi ülkesinde linc girisimlerine bile pisirikca ses cikartip ama Avatar'a
övgüler resmediyor.ODTU ögrencileri fasist-osmanli kirmasi filimleri cizgi film diye izlediklerini biliyoruz;Hani elinde kol saati,yada elinde kilicla Bizanslilara karsi savasirken otobus gecer ya bunlardan cok bulursunuz bu filmde.

Filmde ABD emperyalizmi gibi Irak halkina özgürlük götürmek icin bir asker gönderirler adi JACE'yi Navi halki kendi Jacelerini yaratamamistir.ABD meperyalizmin temsilcisi ve bir grup insan ile Navilerin saflarinda isgalcilere karsi birlikte dövüsmeye baslarlar,iste Ortadogu ve diger yerlerde ki isgali nedenlerini anlamayanlar bu
filmi bence izlesinler.Eger izlemezseniz isgalcilerin nedenlerini sorgulamazsaniz Ertugrul Navioglu gibi bir baska dünya olarak mikro-emperyalzmi görürsünüz ve dün
Irak,Afganistan'a baris götürüyorlar gibi papazlara dönersin.Avatar'in animasyonu tasarimlari güzel,ama cok sinirli,iste kapitalizmin sinirlari icinde de bu kadar olur.Avatar'in kahramanlarina hayranlikla bakabilirsiniz belki ama bizim tarihte bir baska dünya sosyalizm icin dövüsen kahramanlarimizin filmi Einstein cekmisti
Siradan Fasizm,Pothekim Zirhlisi.Sürü,Arkadas,Yol,vs vs.Film yine güzel

Bir baska dünyayi sosyalizm kurtaracak.



berdan ildan

5 Ocak 2010 Salı

Fasizm insanlik düsmanidir


1930‘ların Almanyası‘nda Hitlerci SA ve SS çetelerinin sokaklara salındıkları günleri hatırlatan sahneler yaşanıyor artık Türkiye‘nin birçok kentinin sokaklarında. Şu son süreçte yaşananlar, faşizmin ve etnik temeldeki iç savaşların gelişme süreçleri hakkında bir parça tarih bilgisi olan, bunun yanında Maraş, Çorum ya da Sivas katliamları gibi deneylerin yaşandığı bir ülkede düşünme yeteneği -ve vicdanı- körelmemiş herkese ‘çok şey‘ anlatmaya yeter herhalde. Yalnız, sadece teoriden değil tarihsel deneyimlerden de kolaylıkla çıkarılabilecek derslerin fazlalığı anlamında bu “çok şey”algısı, salt benzerliklerden hareketle farklı süreçler arasında kaba paralellikler kurmak şeklinde bir kolaycılığa/indirgemeciliğe dönüşmemelidir. Fakat bugünkü durumun ve gidişin aslında tehlikeyi büyüten özgünlükleri, bu kez de “bize bişey olmaz abi” rahatlığını çağrıştıracak bir kanıksama ve umursamazlığın dayanağı haline gelmemelidir.
o büyük gün geldiginde
gelecek yeralti nehirleri
o gün
o seher vakti
dar agacinda üc gül kelebek özgürlügünde
kanatlanacaklar
o büyük gün geldiginde
deniz yeraltinda
nehirlerle tasacak
cellatlar iplerini alip kacacaklar
bir alev topu gibi gelince devrim
dar agacinda üc gül acacak kelebek özgürlügünde
İnsanlık tarihi boyunca dünyanın yörüngesini değiştirip, güneşi batırmak isteyen zorbalar oldu, olmaya da devam ediyor. Son yüzyıl, insanlığın yüz karası olarak duruyor tarih sayfalarında. Dünün Dünyası , bu utanç çağının belgelerle verilmiş öyküsü. Avusturyalı yazar Stefan Zweig , biyografisinde “Kudurmuş Avrupa ” diye niteliyor ikinci dünya savaşını. Savaş öncesi Avrupa insanının dünya görüşünü, burjuva düzeninin durmuş, oturmuş zevk anlayışına uygun kalıplara sıkıştırılmasının ardındaki “ikiyüzlü toplum ahlakını” gizli tutulmuş bilinçaltı arzuların er geç ortaya nasıl çıktığını anlatıyor bize.
Zweig, Avrupa’da esen savaş rüzgarlarının ordan oraya sürüklediği yetenekli, ama barbarlığa yenik düşmüş bir aydındır. Biyografide, aydın mücadelesini , savaş ortamında bile düşünme yeteneğinin insan sevgisiyle ve direnme gücüyle beslendiğini görüyoruz.



berdan ildan

2 Ocak 2010 Cumartesi

Viva Küba Viva Viva


Kübalılar için 1 Ocak 1959 günü kazanılan Devrimin Zaferi gerçek bağımsızlık için yüzyılın üzerinde bir dönem boyunca hayatlarını bu uğurda verenlerin ve adalet için dövüşenlerin hayallerinin gerçekleşmesiydi.

Devrimci hükümet iktidarı alır almaz, sömürgeciliğe dayanan eski sistem kaldırılmış, halkın üzerinde baskı kuran devlet organları kapatılmış ve Kübalılara tüm hakları geri verilmişti.

Buna ek olarak eski yönetim tasfiye edilerek, amacı dışında kullanılan kamu mallarına el konmuştu.

Küba Devrimi, toplumu daha iyiye doğru değiştirme çabasında olan devrimci önderlik ile Küba'nun onurlu halkının ortak çabasıyla zafer kazanmıştı.

Devrimci hükümetin bu kapsamda gerçekleştirdiği ilk önemli açılım 17 Mayıs 1959 tarihinde gerçekleştirilen Toprak Reformu olacak ve bu kararla büyük topraklara el konacak, 420 hektardan büyük tarım arazileri kamulaştırılarak köylüler arasında paylaştırılarak halka dağıtılacaktır.

Devrimci hükümetin gerçekleştirdiği diğer uygulamalar arasında; halkın arasındaki ırk ve cinsiyet ayrımının ortadan kaldırılması, okuma yazma seferberliği, Küba vatandaşlarının ücretsiz bir şekilde sağlık hizmetlerine ulaşmasının garanti altına alınması sayılabilir.

Devrimin yıldönümü kutlamaları için Santiago'da yapılan törende konuşan Devlet Başkanı Raul Castro devrimlerin eğer halk tarafından yapılırsa ayakta kalarak ilerleyebileceğini söyledi:

"Küba Devriminin düşmanlarına karşı zafer kazanmasının ve aşılmaz olarak görülen engelleri aşmasının esas nedeni gerçeği anlayıp bu gerçeğe göre kararlılıkla hareket etmemizdir."

Küba Devlet Başkanı yaptığı konuşmada bugün dünyadaki küresel ekonomik krizi ve ülkenin karşı karşıya kaldığı dış tehditleri hatırlatarak bu durumu değiştirmenin kolay olmayacağını belirtti ve Küba halkından mücadeleye devam etmelerini istedi.