16 Ekim 2011 Pazar

İlk adımlar şiir kitabı çıkt....


‎1700 yilinda Zeynele Kal önderliğinde dokuz cemre yildizi düşünce Civrakta şafakta yola cikmislar...kitlikta,kiranda. Tüm kutsal dağlari aşıp bir gece vakti dağlarin doruklarinda yakamozlari görmüsler ve orada konaklamislar. O dokuz günün sonunda bu kutsal yer Çewlik Peri su etrafindaki Heserbaba daglarini asip Karer'e ışık hüzmeleri icinde varmislar,dokuz ziyaret görmüşler her ziyarete bir lokma vermisler dokuz gün icinde/niyaz eylemiş analar.Iste o kutsal topraklarda iki Agustos sicaginda yetim sevdalara bir aclik daha katilmis.Bir can daha cogallasmis.2 Agustos 1964 yilinda yasama benide katmis emek.

Savaş,açlik yeni sürgünlerin ic catiskilarinin isaretleri vermeye baslamis ve turnalar göcü baslamis,duslerimiz yine yollara dizilmis kamyon kasalariyla.Sonra sokak sokak emek ve alinteri icinde düşlerimiz emeklemeye basladi,her santim karesine illegal imgelerimiz düşmüş,sokaklarinda fasist sürülere,iskence tezgahlarinda imamin polislerine ve yine teslim olmadik,pasaporta isinmadi içimiz KIRMIZI Bülten taktilar pesimize / sürgün kent varoslarinda kızıl bir düş sürüvencisiyim ....Iste ol hikayemiz bu....yasar ildan

12 Ekim 2011 Çarşamba

Duvarlarınızın hükmü yok...kitap


Açmaz açmaz
hiç bir zaman deme
açacaktır bu narçiçeği....



Boyun eğmeyen ve her koşulda içer de ve dışar da direnen bizim onurumuzdur.Türkiye ve Kuzey Kürdistan zindanlarında sürmekte olan direniş ve o direnişlere giden yolda köklü eylemlerin motor gücü devrimcilerin dişe diş mücadelesi var her satırında.paragrafında.iminde.Zindan direnişlerinde binlerce bedel var,vücutlarında,düşlerinde köklü ve kalıcı tahribatlar.Faşist sömürgeci rejimin asıl amacı bu devrimci tutsakları teslim almak,her şart altında direnişin odağında ki devrim ve sosyalizmin teori ve pratigini zindanlarda da yenmek.işte sömürgeci rejimin duvarlarının hükmünün olmadığının iradesi var okumalarda.Sessizce ölüme gidiş değildir yaşadıkları,devrimci tutsaklar onun gereklerine göre davranıyorlar.Devrim ve sosyalizm davası ezen ile ezen arasında ki en zalim.kıyıcı ve devrimcilerin en ön savaş mevzilerinde ki dövüşkenliklerine vurgudur DUVARLARINIZIN HÜKMÜ YOK kitabı...Her satırında telavuz edilmesi zor tarihsel gerçeklikler var,iste o tarihin lokomotiflerinin her daim çarpışmaların daha çetin ve acımasız hattında onlar var...İşte devrimci tutsakların zindanlarda yüksek inanç ve devrimci kararlılıkğın bilinciyle sürdürdükleri bu büyük aşk devrimci direnişci DUVARLARINIZIN HÜKMÜ YOK sizin gözlerinde yükleyecek damlaları ve zindanlarda ölenlerimizin mavi gökyüzünün sonsuzluklarında ki o ülkede mevzilenmişler de büyütmüşlerdir.Devrimci tutsaklar ve ailelerinin on binlerce aile ve yakınlarının üzerinde de korkunç faşist saldırılar hala devam etmekte,onbinlerce tutsak sömürü ve baskı altındadırlar hücrelerde.İşte bu kitap on binlerin iradesini okuyalım/okutalım.....


berdan ildan

5 Ekim 2011 Çarşamba

Meleklerin Mısraları......kitap


Meleklerin mısrası.....kitap

Karşında durduğum güne değin. toprağımızda duruyormuşcasına.
Hayata hep umud katacağız
Birimiz zindandan diğerine rüzgarla taşıyacak
devrimin ince gülünü
Seninle konuşacağız voltada
Ve sen bizim seni dinleyeceğimizi sanarak o güne değin
Sesini seslerimize katarak firar edeceksin düşlerimize.....Ve zindanda yatarken bile düşler bir damla gibi akar mısaralara/yasak imlere...Sokaklara,dağlara,rüzgarlara,kuşlara ve çiceklere duyulan aşk hücresidir imleri.Serhildanlardan beslenen bir yeraltı damlasının buluşmasıdır bedenlerde.Açlık grevi,ölüm oruçlarının çagrışımıdır kendimizde oluşturacagımız im kitapta.Özgürlüklerimizin zindanları aştıklarının çok somut imidir kitap.Kimse susturamaz bizi.biz istersek evren/yerküre ve insan dair her şey bizimle vardır/var olacaktır/varızdır.İste Meleklerin Mısrası sömürge bir ülkede ezen bir halkın dilinden kaleme alınmış.Kitap yasaklanmış kendi dilinden.Ortaya çıkan bu zülümden mısralarda payına düşeni almış...İşte özgürlügün azadileştigi o zindanlarda anlam yüklenmiş mısaralarına.meleklerin melodisi aç yüreklere yoldaşca bir dokunuşun tebesümleri var her iminde.......



berdan ildan

1 Ekim 2011 Cumartesi

Görülmüştür mektup.....Muhabbetin imlerinde


erinliklerin derin bir yara/Sagyanda dut ağacında saklı im/Heserbaba semaha dönen/gözyaşlarım üstüne akıyor gözyaşların.................


tasarımlarımda Temmuz sıcaklığı semaha dönen/voltalardan adımlarını özgürlüğe zılgıtlayan/bir kelebek tel örgüleri aşıyor..ürkek güvercinler mavi gökyüzünü pikeliyorlar/ve hüzünlendiriyor GÖRÜLMÜŞTÜR damgalı imler..............


Cok eskiden kalma bir yara sol yanımdaki imde,ölüme meydan okurken o kuytulukta düşlerimin kıyılarında sakladıgım yakamoz,ve bu damlalarımda biriktirgim bir yeraltı im'i.



berdan ildan

30 Eylül 2011 Cuma

Ekin Sinar'a..


Ekin Sinar Dülek'e


ne zaman yildiz düsse sürgü sehre,
seni düsünürüm esmer cocuk,
gözlerin gözlerime deger,
pinarlarim deryalasir kuytuluklarinda varoslarin/esmer cocuk,
seninle yildizlarin altinda saklambac oynamak isterdim/sana masal anlatmak Kürtce,
cocukca düslerimi acardim sonra sana/birlikte aglardik/birlikte akitirdik kutsal Dersim nehrine/kayip yildizlar icin dilek tutar/semah dönerdik/siir okurduk Zazaca/...
gitmek isterdik Lac maviliginde,
Mora Sor ask masalindaki ilk öpücügü konduruduk kutsal teberiklere,o özgür günler adina Ekin cocuk....


agladikca,
güldükce cicekler/oynadikca,islandikca,hoscakal yazan görülmüstür mektuptalari okurdum sana Ekin cocuk,

hey sen Ekin cocuk...!
güvercinlerle dans etmelisin voltada,
yagmur yagarken,
kosmalisin kizlar kogusuna/bende selam söylemelisin agiz dolusu firari kahkahalariyla/yildizlara bakip ne güzel sey demelisin hey Ekin cocuk/em kine/...



biliyorum simdi 2.5 yasindasin/emekleyerek voltada atiyormussun hani/dizlerin kan icinde Ekinim
o zamanda aglamamissitin/bu kan mi seni aglatacak Ekin cocuk,annenin kucagindayken o siyahi gökyüzü aglaya aglaya/simdi mevsim Temmuz ardi kizil gün dogumu/ve yagmur yagiyor bak simdi o gökyüzüne Ekin cocuk....

Ah direnc cocuk
Ekin cocuk
esmer cocuk....zindanin tadini cikart
devrimci tut düslerinimizi
hüznü koy ver gitsun/direnusi/direncu tasu damarlaruma esmer cocuk/devrim cocuk/yoldas cocuk/ne zaman seni düsünsem gözlerime yildiz düser cocuk......



*Ekin Sinar dokuz aylikken annesi Xezal Dülek ile beraber gözaltina alindi tam bir bucuk yildir Bakirköy Kadin Tutuk evinde tutsak.....

düşe düşen düş


günesin ışınlarında vurulmuş
esmer olmuş ten,
ateş
ve isyan oldular
yeraltı nehirlerinde
su taşıdılar magmanın derinliklerine
dagılmadı kabarcıkları
damla damla ısıttılar
ateş barutunda düşleri
bir şafak vakti
düşlerini düşlerine düş yaparak
güneşe yürüdüler
dillerinde şiirler
zılgıtlarında türküleri
hudutsuz okyonuslara gittiler......berdan ildan

28 Eylül 2011 Çarşamba

Ümüş Eylül...GÖRÜLMÜŞTÜR


Dağların doruklarına doğru koşmaya başladılar,son kez damladı gözlerinde damla,hayata dair,gölgeleri arkalamış düşler.Aydınlık şafakların teravi namazında yüreklerine sıkışan ince sızıya aldırış ederek yürüdüler.kokularını beyaz mendile sürdüler,bir anda yıldız yaladı toprağı,Sagyan.harabe evler.kimliksiz mezarlar.Düşler darmadağın Maskan yolunda.Kavak ağaçları.kesilmiş ormanlar.kurumuş su yatakları.Silah sesleri ve savaş tenekelerinin seslerinde başka ses yok.Tanrının çoktan terk ettiği ve niyaz edenlerin azaldığı düşler....Artık sürgün varoşlarda yitirdigimiz ölülerimize aglıyoruz diyor babam,ekliyor belkide aglamıyoruz aglar gibi yapıyoruz..Bir sebebi olmalı elbet babamn belirlemesinin dükünleşen düşlermidir yoksa boyun eğdirilmişlikmidir....Her kes sevdiklerine ağıt yakar.ama analarımızın agitlara damıttıkları gözyaşı düşleri bir nehre akar.Yaşadığımızı o damlalardan öğreniyoruz biraz...

içimizde hiç solmayan baharın.dağ yamaçlarında ki çiçeklerin güzelliğinde GÖRÜLMÜŞTÜR damgalı düşler.demiri tavlayan usta elde,gökyüzünün içimizi ısıtan mavisinde,havalandırmaya çıkmasakta gözlerinizin sıcaklıgına sıgındırıyoruz diyorlar GÖRÜLMÜŞTÜR damgalı imgeleri...
Sizinle gökyüzü çocuklar
Güneşin sofrasında....Gelecegimizin düşlerininde sizleri buluşturmaya davettir ÜMÜS EYLÜL ...

O koca dut yüzyıllık imgemiz.suya,ateşe ve semaha niyaz eden.Şimdi kıpkızıl akar Peri suyu.Nasırlarımızda kı yaralara merhem,mealimize derman Heserbaba,düş rengi/annemin beyaz tülbenti,sonra Kanireşten delikli taşa parlak ışık taşıyan o niyaz,karanlıklarımızı aydınlatan o düş...İnsan yüreğinin derinliklerinde sakladıgı yasak bir elma/Düşlerde aglar/yanlız kaldıgında/umutsuzluğa ddüştügünde/iste harbiden düşler o zaman ağlamaklı olur delikanlıca...Bir Newroz sabahıydı,soğuk topragı kavuruyordu.kardelenler yakarış içindeydiler...

Şimdi onu doruklara taşıma eylemi haydi....................ne durursun GÖRÜLMÜŞTÜR düşlere koş sende


berdan ildan