6 Kasım 2009 Cuma

Senana Ernesto


seni düsünüm ernesto
senana
devrimsel asamalarini
fedakarligin latinlere bilinc tasiyordu
ve rodringonun ati
dört nala denizlesiyor
ve toprakta son gelincik actiginda
düstünüz ask yarasinda
ekilince filiz
boy verdi süt cekirdegi
ernesto
tohuma durdu basak
bir güvercin süzüldü
haroma vadisinde günes dogunca
seni düsünürken bu kent
sessizlige gömüldü
senana ernesto


berdan ildan...resim.berdan ildan

Hatice ablama..Devrimci bahar


Devrim gülüslü abla
sonunda gelecek
bizim sokagimizada bahar
bir uzun soluklu roman
yasama dair denklemlerimiz
labirent sömürü girdabindan
bir cikis ariyor yoksullar
nasirli ellerin birlikteligi
cikisi sunuyorlar ey hayata
simdi vardiya sohbetlerinde adin okunur
caylar demlenir
isitmakta gam...zelerin havalari isciden yana
ey kalplerimizi güzellestiren devrimci baharimiz
simdi bizden yana alinteri
bak su masmavi gökyüzünde ki yildizlara
su denizdeki yakamozlara
su daglardaki newrozlara
bak simdi yildiz zamani düsbazlarimiz
hazirlan diyor gamzelim
hazirlan
simdi devrimci bahar basliyor
gamze gülüslü cocuklara
ve hayata


berdan ildan...03.11.2009 sonbahari güz cancisi

3 Kasım 2009 Salı

Devrimin ablasi Hatice Ildan yoldas'a...


Ey hayat!

Şiirli sözler gibi

Yaşamak istiyorum kavgayı

Bahar girmeyen öfkemin seherine

Dağların sesi dökülüyor

Geçtiğim sokaklarda.

Barikat barikat tutuşuyor

Tenimde şafak ışıltılı bir gece vakti

Yıkacağız zulmün kapılarını

Gülümseyişler doldurup ellerimize

Sevdalanır gibi
Yesilin sevdasi,günesin sofrasi ve hircin bir dalga gözlerin ve topragi bereketlendirecek sen cocuklar gibi simdi gamzelim gülüsün.O topraklar yetim bir
siir tazeliginde seni agirlamayak belki,o topraklar hircin bir karadeniz ezgisi gibi dik basini dik göge,omzumu koy omzuma diyerek seni agirlayacak.Sonsuz
devrim asklarinin o sokaklarda elele tutustugu,emekci nasirli ellerini tutacak genc bir isci,omuzunda masmavi isci tulumuyla ,o cennette agirlayacak deniz
gibi akskanligini.Her sey ne kadar yalin ve sadeydi yasadiklarin.Bir anne tazeligindeydi hep sevgin 6 Ocak günü kara haberi alinca aki vermistin Alibeyköy
bölgesine zindanlarda yoldaslarin katledilmisti o gün yani sevgili Hatice abla 6 Ocak'ta Metin Göktepe'de katledilecekti sen slogan patlattiginda o sokaka
ta su dizeler yazilacakti bal gibi....
Metin olmalıyız! Hepimiz birer metin
Elbet gelecek bir gün alınacak öcün
Tarih yazacak seni METİN
İnsan olduğun için öldüğünü yazacak senin
Nasıl kıyarlar sana,

Gökyüzünün birtanesi,
Öcün alınacak. Unutmayacağız
Kendi ellerimle kıyacam sana kıyanlara
Tarih yazacak intikamımı.
Ellerim seni katledenlerin kanlarıyla boyanacak
Partizanca savaşacağım sana layık olmak için.
Eskisinden daha güçlü bağıracağım
Acilar besik olur yagmur yagiyorken su sürgün kent Almanya'ya bu saatte.Acinin tarifini denizlere akittik cayanlar gibi,yol eyledik capali ögrenci gibi umut
dimdik hayatta,agitlarimiz duyulmadi belki karsi yakanin üc gülünden,daglarin meltem kokusu his ettik hep umutla.Karer daglarinda ki cicekleri simdi hazan
mevsimindedir,belkide yagmur yagiyordur simdi Sagyan'da,umutlarimizi tasiyordur Heserbaba tüm direngenligiyle,her direngenliginde emek var,umut var,
her ciceginde bir sosyalizm gelecegi saklidir,nasirli ellerinle tutup günesi asacaksin umutsuzluk tasiyanlarin koynuna.Senin yoldas sicakligin isik damitsin
vardiyalara,ordan Kürdistanin her bir parcasina.Emekcilerin sesleriyle,devrimci yürüyüsüne yakin bir yer bul kendine,sevdalarin cocuklar yakin olsunlar sana
omuz omuza.Demistin ya bir sohbette doksanli yillarda konusmak bile gereksiz kalacak devrim yürüyüsünün önünde,her sey sinanacak iste bu herdem
devrim yürüyüsümüzün ilk köprüsüydü.Devrimcilerin ayak sesleri hircin kapitalizmi döverken,devrimin yigit evlatlari kipir kipir inanclariyla,celige su veriyorlar.
Sessiz bir dipten gelen varyos gibi simdi genc mavi tulumlu isciler,ögrenciler,kadinlar,umutsuzlugu kursuna dizerek ilerliyorlar Hatice abla.Iste Madrid önleri,
Iste Kürditanin baris cocuklari,Iste Arjantin,Küba,Venüzealle ,Iste umut dimdik ayakta diyenlerin sesleri cogaliyor ve kipkizil bir günesin yanindan,yepyeni bir
dünya doguyor kardeslik gibi.Her ayaga kalktigimizda senin emekci gözlerinden bakacagiz vardiyalara ve daglara.Ask olsun sana abla ask olsun..


berdan ildan

2 Kasım 2009 Pazartesi

Haziranda ölmek zor ;Rozenbergler 2


Haziran ayi firtinalarla doludur,A.Arif,Nazim Hikmet,Orhan Kemal,firtina gibi yasadilar adeta.
Fasist siyasal iktidarlarin,dönekligin,infazlarin arasinda emekci halklarla herdaim birlikte oldular.
Bügün 3 Haziran,disarda firtina kopuyor yüzbinlerce emekci gözaltilara,tutuklamalara karsi G8 zenginler
zirvesini hala protesto ediyorlar,hem de esitsiz güc kosullarda.
Fasizmin en korkunc sabahinda bir ucak umursasizca havada süzülerek dünya üzerinde dolasiyor ve
kilometrelerce uzakta bir cocuk yedi yasinda kaliyor,gözleri kavruluyor önce,sonra elbiseleri altinda bedeni
ve uzulca gökyüzündeki süzülen asit yagmurlari yer küreyi isitip her seyi yok ediyor.Bu cocuk hep yedi
yasinda kaliyor.
Hitler fasizminin Almanyasinda,simdi G8,ler ayni yerde fasizmin emperyalist doktorinini örgütledigi
yerde Hitler fasizmini iktidara tasiyanlar simdi kodomanlar G8,de dünya halklarina yeni saldiri planlari ve
isgalleri ve yeni savas stratejilerini palanliyorlar,yine binlerce ucak gökyüzünde süzülerek bomba yagdiracaklar
ve cocuklar yedi yasinda kalacaklar.
Emperyalist paylasim savasindan galip ayrilan ABD emperyalistleri diyer nami deger adi özgürlükler
ülkesi ölüm kusan silahlariyla dünyanin jandarmasi rölündeydi.(simdi ise Israil,Türkiye strateji Jandarma)
ABD ayni zamanda iktidari emperyalistlerden alan devrimlere karsi kontra faliyetler örgütlüyordu
Iscilerin iktidari SSCB,ye karsi irkci yayilmaciligin adida ABD,dir..Ancak SSCB,bilim adamlari komünist
avcisi Mc Carthy icin,elinde ki bir dügmeye bastimi dünya hizaya gelecekti bu sirrin adi Atom bombasiydi.
Herseye karsi Sovyet bilim adamlari bu bilgiye sizmislardi.ABD,nin bilgilerini ele geciren Sovyetler birileri
yardim etmislerdi hemen cadi kazani avina cikildi suclular bulundu..ROZENBERG,LER.


Ve hedef belirlenmisti komplo...Julius Rozenberg 17 Temmuz 1950,de atom sirlarini SSCB,ye
vermekten tutuklanir."1 Mayis komplolarinda oldugu gibi tarihte 5,ler olarak bilinirler 1 Mayis,in yaraticilari"
hemen ardindan komuoyu olusturmaya calisan esi Ethel Rozenburg,da hedef alinarak komuoyu olusmasini
engellerler.Mahkeme herseyi ayarlamisti sucludurlar,FBI ve CIA laboratuarlarinin ortak girisimiyle komplo
tamamlanir.Bu sonra bir komünizim düsmanligi baslatilir,bu onurlu kari-koca Amerika Komünist Partisi üyesidirler.
Bu komloyu ajan pravakotör Elia Kazan ise yillar sonra yaptiklarinin özelestirisini veriri.

ROZENBERG,LER 19 Haziran 1953,te elektirikli sandelyeye bagli olarak idam edilirler.Cocuklar
Robby 6,Michael ise 10 yasindaydilar

"Bir cift güvercin havalansa
Yanik yanik koksa karanfil
Degil bu cekilecek dert degil
apansiz geliyor aklima

Berdan ildan..Haziran,da ölmek zor...Daima bizimlesin

Haziranda ölmek zor 1


Mücadele denince ilk onlarin maceralari var.Onlar ezilenlerin adina ciktilar yola,
ac,susuz,ciplak,iskence,mahpusluk hepsinin ortak özelligi olmakla beraber hepside
Haziran,da elele tutustular.
Kendi topraklarindan cok uzaklarda sürgünde karsiladi özgürlügü Nazim usta.
Akin var akin
Günese akin
Günesi zapt edecegiz.
Günesin zapti yakin diye seslenir sürgünden mavi gözlü dev.Mücadeleye dair.ask,a dair
emege ve insana dair yazdi.yazdiklari düsündürdü,cezaaldi,mahpusluk yatti,ama asla
teslim olmadi büyük usta iste Nazim ustayi devrimci yapan bu basegmezlikti.3 Haziran 1963

Orhan Kemal;Bursa zindanlarindan söyle seslenir,yillarca emegi anlatir,mücadeleyi,
ask,lari,ihaneti anlatti bize Orhan Kemal.
O bir emekci olarak Yasar Kemal gibi Adana,da dogar ve circir fabrikasinda el isciligi
yapar yirmidört saat,dokumacilik,katiplik,ardiye memurlugu,Nazim,i ve Gorki,yi kitaplarda tanir
ve komünist kitaplar okuyor diye tutuklanir,siirlerini okudugu Nazim Hikmet,le Bursa hapisanesinde
tanisir 5yil birlikte kalirlar ve Nazim ona der ki,sevgili yoldas yazdiklarini romanlastir ve roman
yazmaya yönelir Orhan Kemal,siir ve roman.yasami boyunca yoksullarin saflarindan asla taviz
vermedi,asla yoksullara ihanet etmedi ve 2 Haziran 1970,de yasama merhaba dedi.

Nazim,Arif,Kemal ve Mahsuni hepside halk emekcisi,hepsinin ortak özeligi Haziran
dördü,de ezilenlerin ozanlari.

A.Arif,daglarin sairidir,newrozdan seslenir,tütün iscilerine ve Deniz görmemis esmer
cocuklarin sairidir.Bütün siirlerinde Kürt kentleri vardir.Otuzüc kursun,Anadolu,Adilos bebe,
Hasretten Prangalar eskitir,saclarina kan gülleri takayim.Kardeslik,Esitlik,Özgürlük kokar
siirleri.Saraylara,saltanatlara,zalimlere karsi Ücüncü Cephenin birligini gücünü anlatir.
toprak
umut
hasret
kavga
ve
özgürlük
ve cicek
ve karer
ve cocuklar
iste bu özgürlük ciz bu satirlari sayfana,yani kalbine
Anadolunun ozani ,Amerika Katil diyen dizeleriyle savaslar ve isgalcilerin adresini
resmeder Mahsuni.
Ellerinde pankratlar
geliyor bak cocuklar
köylerden ve kentlerden diye ozan.
Türkülerinde Anadolu emekcilerinin acili yüregindeki volkani tasfir eder baba Mahsuni
hani der ya sair

seni anlata bilmek seni
iyi cocuklara,kahramanlar
seni anlata bilmek seni der A.Arif
1960 elinde saz,kent ve köy,kasaba emecilerin sesi,dermani 1939 dogumludur Enver Gökce,ni
anlatimiyla yoksuldur,actir,ama namusludur
Ve sürgünde yasama merhaba der Mayis,ca

ORHAN,ARIF,NAZIM,MASUNI daima bizimlesiniz..Haziranda ölmek zor

1 Kasım 2009 Pazar

Henüz Vakit Varken....




Egemen sermaye ve fasist siyasal rejimler, her türlü gerici ve soven, yoz yönlendirme ve propaganda agiyla uyusturup yabancilastirdigi gençlik yiginlarini dünyanin her yerinde tarifsiz yikimlara sürükler ve sürüklemistir.

Sermaye ve irkçilik; gençligi egitimsiz, geleceksiz birakmak ve sinirsiz sömürmekle asla yetinmemektedir. Daha da beteri, gerçekleri görüp sorgulayan gençlik yiginlarini, kar ve mülkiyet hirslari ugruna haksiz savaslara sürmekte, her türlü canilik ve barbarliklarina alet ederek ölmelerine, sakat kalmalarina ve vicdani izdirap içinde ruhsal bunalimlara sürüklenmelerine, aci utanç içinde tükenmelerine yol açmaktadir.

Büyük ulusumuz için savasiyoruz.

"Büyük Almanya, Italya, Ispanya, Portekiz, Yunanistan…

Din için, Allah için...
Ulusumuzun bölünmez bütünlügü için "Kutsal vatani görev" ve benzeri büyük sözler...
Evet, I. - II. inci emperyalist paylasim savasinda...

Vietnam’da, Ispanya Iç Savasi’nda, Körfez Savasi’nda, Sili’de, Nikaragua’da ve Kore’de...
Kore’de ölen bir yedek subayin Menderes’e söyledikleri

DIYET

Gözlerinizin ikisi de yerinde Adnan Bey
iki gözünle bakarsiniz
iki kurnaz
iki hain
ve zeytinyagli iki gözünüzle
bakarsiniz kürsüden, Meclisten kibirli kibirli
ve topraklarina cifliklerinizin
ve çek defterlerinize
Ellerinizin ikisi de yerinde,Adnan bey
iki elinizle oksarsiniz
iki tombul
iki ak
vicik vicik terli iki elinizle
oksarsiniz pomadli saçlarinizi
ve memelerini metreslerinizin
Iki bacaginiz ikisi de yerinde, Adnan bey
iki bacaginizi tasir genis kalçalarinizi...
Diyetimi istiyorum Adnan Bey
göze göz
ele el
bacaga bacak
diyetimi istiyorum
alacagim da
Bu iki emperyalist paylasim savaslari dünya çapinda çikar paylasimina
girisen uluslararasi sermaye gruplarinin savasi ve isgaliydi
Hangi isgalci güç
hangi topraklari ve pazarlari kapacakti
bunun savasiydi, ama
her isgalci ve emperyalist devlet bu gerçekleri bir propagandayla örttü.
Her biri genç beyinleri yalanla aldatti.
Biri bayrak, ezan diye
biri Tanri, yüce çar diye
Biri Ulu Meryem Ana için dedi
Savaslarda milyonlarca insan öldü ve ölmeye devam ediyor.

Aldatildiklarini ve kullanildiklarini savasin ortaya serdigi (bazen ise seremedigi) çiplak gerçeklerden ögrenebilen savas artigi askerler, ya da aileler çogunlukla gerçek nedenlere sarildilar.
Isçilerin, emekçilerin, ezilen uluslarin saflarinda savasa devam diyenler de az degil.
Örnegin, gerici çarlik tarafindan aldatilmis gençlik Lenin ve Rus isçi partisinin çagrilarinin etkisiyle emperyalist savas cephesini terk etmis
Rus ezilenlerinin iktidar yürüyüsüne katilmislardir.
Birinci dünya savasinda babalari ölen binlerce öksüz 20 yasina yeni basmisken bu defa ikinci paylasim ve isgal hareketine basladi
Tekerleme yine ayniydi.
"Büyük Düce ve Führer için, Soylu Jopon için. sonuç 70 milyon insan öldügü, binlercesi sakat kaldi, savas cephesine sürülen emekçileri kar ve egemenlik hirslarina kurban ettiler.
Fasizm II.ci paylasim savasinda Tanrinin istegi kabul oldu yok edici Fasizm dünyanin sonunu getirecekti.
Hitler celladi, toplama kamplari, gaz odalari, akil almaz iskenceleri, doktor Mengele deneyleri, kentlerin, sehirlerin halkla birlikte yakilmasi ve daha saymakla bitmeyecek insanlik disi yöntemler. Fasist iktidar kandirdigi ve Goelbels’le etkiledigi yoksul askerler fasizm yenilince, sakat kalinca artik epey geç kalinmisti.

Burada Stalingrad cephesinden gelen son mektuplara el koyar. Goebels’e bunlardan bir propaganda kitabi hazirlamasini emreder.

Ancak mektuplar incelendiginde aradiklari söylemlerin tersiyle karsilasirlar. Fasizmi destekleyen içerikte mektup orani % 2’yi geçmez.

Goebels, hazirladigi kitapta "Alman halki için dayanilmaz" ifadesi kullanir ve kitap yasaklanir, denetçi fasizm tarafindan.Bizdeki Goebels artiklari hala yalan yanlan söylüyorlar.
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir
Iste yalan söylüyorlar asker ve cocuklarini yitiren aileler yalan yalan

Umutlu kalin!

Halepceden gelen sevgili..kitap.


Eylül 1999: Tokaimura santralinde radyasyon sızıntısı olmuş ve ölçülen radyasyon düzeyi normal seviyenin 15 bin katına çıkmıştı. Reaktörde çalışan 400'den fazla insanın radyasyona maruz kalmasının yanı sıra, reaktörün etrafında yaşayan binlerce insan yetkililer tarafından evlerinden çıkmamaları için uyarıldı ve herhangi bir yağış halnde elbiselerin hemen yıkanmasını istedi. Aralık 1999'da bu kazanın ilk kurbanı 35 yaşındaki Hisaşi Ouçi hayatını kaybetti.
Temmuz 1999: Tsuruga santralinde normal radyasyon düzeylerinin 11 bin 500 katına ulaşan radyasyon sızıntısı.
Nisan 1998: Tokyo Elektrik Firması'na ait reaktör, soğutma pompasının bozulması sonucunda kapatıldı.
Temmuz 1997: Tokyo Elektrik Firması'na ait bir başka reaktörde radyasyon sızıntısı
Kasım 1997: Tokyo yakınlarındaki uranyum zenginleştirme labaratuvarında yangın çıktı.
Ağustos 1997: Tokaimura santralinde, 2000 çelik varil içinde bekletilen atıklarda sızıntı meydana geldi.
Mart 1997: Tsuruga reaktöründe çalışan 35 işçi radyasyona maruz kaldı.
Aralık 1995: Tsuruga'da soğutma sisteminden kaynaklanan sızıntı yüzünden santral bir yıl kapatılmak zorunda kaldı.



Halepceden Gelen Sevgili

Suzan Samancı’nın son romanı Halepçe’den Gelen Sevgili, yakın tarihte gerçekleşen, herkesin nefretle kınadığı Halepçe katliamını konu Alan bir roman. Bu katliamda ailesini kaybeden Delila’nın, Halepçe’den Diyarbakır’a, İstanbul’dan Cenevre’ye uzanan öyküsü Ikaruslarin öyküsü...


İkarus olmak…Özgürlük ve öğrenme tutkusu, tarihler boyunca hep eşdeğer görülmüş… Yunan mitolojisinde buna dair sayısız hikaye vardır. En çarpıcı olanı ise İkarus’unkidir.

İkarus’un babası Daidalos bilge bir mimardır. Sürgüne gönderildiği Girit Adası’nda Kral Minos’un yanında çalışmaya başlar. Onun isteği üzerine insan başlı, boğa bedenli bir canavar olan Minotauras’ın bir daha çıkmamacasına içine kapatılacağı Labirent’i inşa eder. Ancak bir süre sonra kral Minos’un emri ile, Labirentin gizini Theseus ve Ariadne’ye öğrettiği gerekçesi ile oğlu İkarus’la birlikte kendisi Labirent’e hapsedilir.

Daha çok özgürleşmek!
Daidalos, yaratıcı aklıyla, buradan çıkmanın yollarını arar. Ve kendisi ve oğlu için kanatlar yapar. Bu kanatları bal mumuyla bedenlerine, omuz başlarına yapıştırır. Oğlu İkarus’a ne çok alçaktan, ne de yüksekten uçmamasını, özellikle de güneş ışınlarına yaklaşmamasını tembih eder.
Fakat İkarus takma kanatları ile bir kez havalandıktan sonra, aydınlığı, güneş ışınlarını ve bunların ardındaki hakikati biraz daha yakından görmek, öğrenmek ve daha çok özgürleşmek düşüne kapılır. Ancak, güneşe yaklaştıkça, takma kanatlarını bedenine yapıştıran bal mumları erimeye başlar. Ve sonunda İkarus, Ege Denizi’nde Sisam Adası’nın yakınlarındaki İkaya Adası’nın önüne, bugün de, onun anısına, İkarus Denizi denen bölgeye düşer, yitip gider HALEPCEyaşamın küllerini kendi içinde büyüten rüzgar
ateşi döverken
randevusunu unutan bir militanın iç kaygısıyla büyür
büyür tüm kent akşamları
büyür tüm yer altı suları
vardıyası bitmiş yorgun dönen emekçiler bıçağıdır
boğuntuyla bilenen umut

ve geçip giden bir tarihin içinde kendini arar
rengini ateşte büyüten newroz
bir rüzgar olur
kırar tüm yer yüzünün buz dağlarını
ve baharı koynunda taşıyan çocuk
döner kendini sınar isyanı unutulmuş külleri içinde
demirde közde suda aşkta

yer yüzünü saran ateş
suyunu demirde büyüten bir aşk oluyor
öfkesini parçalıyor kar damlaları
yakıyor onu barut
demirle kömürle rayla
öksüz kalan bir gül gibi
dikenli tellerle sarıyor ayrılığı
zamanı kutsayan
sömürge şehirlerinde

ey külleri var eden rüzgar
çık koynundan ateşin ve suyun
bak murat almaz koynunda yatan yaralı ceylan
kanı tanıyan kırağı öfkeli ve susgun
ve mirov dağında ölü bir yüzdür düşen kar tanesi
kederini içinde taşıyan kılıç
bir yanıyla çocuk küskün ve yaralı
güneyde bir akşam ezanı gün sayıyor
üzümün kehribar suyu hürmetine

çık koynundan sömürge şehirlerinin

bak dağlar bahara kan kesmiş
sevdiğim göz ağrım
yüreğim cehennem olmuş
ömrümü
yangınlara savuruyor rüzgar





Metin Esen